Featured Video Play Icon

Sevginde Huzur Var 17-Video “İman Tesellisi” Gençler Ve Büyükler 6.Ders

İMAN TESELLİSİ

Korkuların, endişelerin ve ruh darlıklarının temel kaynak­larından biri imanın zayıflığıdır.

İman dairesinde kalmak, insanı yalnızca ahiretteki tehli­kelerden değil, dünyada yaşanabilecek ruhsal yıkımlardan da korur.

Psikolojik yüklerimiz, vicdan sızılarımız ve ruh hâllerimiz­deki sarsıntılar, kendimizi Allah’a verememiş, nefsimizi O’na teslim edememiş olmamızdan kaynaklanır.

Kalbi imanla tam aydınlanmış, tam nurlanmış bir insan korkmaz. Böyle biri için hadiselerin yumuşaklığı ya da sertliği, küçüklüğü ya da büyüklüğü birdir.

Abdülkadir Geylani Hazretleri şunları söyler:

“Hastalığın, fakirliğin, açlığın ve günlük ihtiyaçların zede­lediği iman, hakiki iman değildir, imanın cevheri ve sıhhati musibet vaktinde onaya çıkar ve insanın nuru işte o zaman görünür. Bela askerleri çıkageldiğinde belli olur.”

İmanımızı kuvvetlendirmeliyiz ki yaşadığımız hadiseler karşısında sarsıntılı bir ruh hâli içerisine girmeyelim.

Dünyevi problemlerin dalgaları serttir ama iman dalgakıra­nı karşısında bu dalgalar etkisiz kalacaktır. İmanı acılarından büyük olan kişi feraha erecektir. Dalgaların büyüklüğü imanın büyüklüğü karşısında diz çökecektir.

İmanımızı kuvvetlendirdiğimiz nispette musibetler gözü­müze daha zayıf, daha küçük görünür.

İnsan ancak imanının kuvvetine göre hadiselerin sarsıcı et­kilerinden korunabilir.

İman, Allah vergisi özel bir nimet olmakla birlikte onu kuvvetli hâle getirmek insanın birtakım çabalarına bağlıdır.

İmtihanlar, Allah’a ve maneviyata bağlılığımızı ölçen de­neyimlerdir… İmanımızın varlığının ve kuvvetinin ispatı için karşımıza çıkarılmış fırsatlardır… İnançlarımızdaki kararlılı­ğı gösterebilmemiz için müsait zeminlerdir… Her durumda insani davranma niyetindeki şahsiyetimizi ortaya koymamız için sunulmuş imkânlardır.

Musibetler, her ne kadar insanın imanını, fazi­letlerini, sabrını ve kararlılığını ortaya koyma işlevine sahipse de onun isyanını ve nankörlüğünü açığa çıkarması bakımın­dan da benzer bir role sahiptir.

Evet, insan bir imtihan varlığıdır. Bu, yaşamın büyük bir gerçeğidir. İmtihan demek, yalnızca sabredilecek, dayanılacak işler ve aşılacak zorluklar değildir. Bilakis kararlar vermek demektir.

İnsanın büyük kararlar vermesi, yaşadığı zorluk dönemleri içerisinde olur. Kendisinin sabırla imtihan edildiğini düşünen pek çok insan, esasında vereceği kararlarla imtihan edilmektedir. Neticede insan bir açıdan bakıldığında kararlar versin diye yaratılmış bir varlıktır. (Dervişin Teselli Koleksiyonu 2-Mecit Ömür Öztürk-Hayykitap Yayınları)

ALLAH’IN TERBİYE ETMESİ, MUSİBET VE NEFİS

İlahi terbiyeye çokça gereksinim duyduğumuz zamanlar da elbette vardır.

Yaşamda, tabiidir ki, insanın canının istemediği, nefsinin hoşuna gitmeyen bazı şeyler de olacak çünkü dünya bir ruh okulu ve bir nefis terbiyesi merkezidir. O hâlde bu ilahi terbiyenin geleneğindendir ki insana hoşnut olmadığı işler de yaptırsın.

İmtihan dönemlerinde en fazla incinen ve en çok yıpranan taraf, kişinin nefsaniyeti ve enaniyetidir. Bunlar, böyle dönemlerde kırılır, yıpranır ve bu sert yöntemle şifa bulur.

Sonrasında ortaya çıkan neticeler öyle güzelleşmeye başlar ki kişinin nefsi bile bu güzel neticelerden razı ve hoşnut olur.

Abdülkadir Geylani Hazretleri Fütuhu’l Gayb adlı eserinde imtihanlar konusunda şunları söyler:

“Cenab-ı Allah sevdiği kullarını sürekli imtihan eder. Ta ki daima ilahi huzurda bulunsunlar ve müteyakkız olsunlar. Çünkü O, onları sever, onlar da muhabbet ehli oldukları için Hakkı severler. Seven, sevdiğinden başkasını tercih etmez. Bela o Allah dostları için bir çengel, nefisleri için de bir dizgindir. Onları bedellerinin ve Rablerinin dışında bir merkeze doğru meyletmekten alıkoyar. Musibetler onların kalplerini ve Allah’a yakınlık duygularını güçlendirir, iman ve sabırlarını sağlamlaştırır, nefis ve hevâlarını ise zayıflatır. (…) Allah, sevdiği velayet sahibi müminlere dertler ve musibetler verir ki kurtulmak için Allah’a dua etsinler. Allah onların dua etmesinden hoşlanır. Onların dualarını kabul etmeyi de sever. Onlar Allah’tan cömertlik etmesini isterler. Allah da cömertlik ve kereminin hakkını verir.

Nâbî’nin Tesellisi:

Arifin gönlün eder şad eylemez

Bende-i makbulünü Mevlası âzâd eylemez.

(Allah arifin gönlünü gam içinde tutar, serbest bırakmaz. Zira efendisi hizmetinden memnun olduğu kölesini azat etmez). (Dervişin Teselli Koleksiyonu 2-Mecit Ömür Öztürk-Hayykitap Yayınları)

Videolar: