CANLI VÜCUTLARDAKİ İLMİ FORMÜLLER
“1970’li yıllarda Ege Üniversitesinde Fizik Dersinde Profesör, boruları anlatıyordu. Bir kâğıt aldı, dik olarak tuttu:
“Bunun üzerine bir şey koyamazsınız.” dedikten sonra onu yuvarlayıp boru haline getirdi. Masanın üzerine koydu. Bir de üzerine kitap koydu. Boruların dayanıklı bir güce sahip olduklarını ispat etmek istiyordu. Sonra;
“Binlerce araştırma, deneme ve testler sonunda en az madde ile en güçlü boruların, R=11 r=8 formülüne uygun olanlar olduğu tespit edildi. İşin garibi, uçan kuşların hepsinin kanat kemiklerinin yapısı bu formüle uygundur.” dedi.
“Yani eğer canlılar kendi kendine var olmuşsa canlı vücutlarda iş yapan her bir atom zerresinin, kuşların kanat kemiğinde geçerli olan bu kanunu ve daha bunun gibi binlerce fizikî, kimyevî ve biyolojik kanunların hepsini de bilmek mecburiyeti vardır. Yoksa bilmeden kendi kendine bu harika vücutlar, organlar ve cihazlar nasıl meydana gelecek?…”
İSTERSENİZ İNANMAYIN…
*İçi hava ile dolu bir yüksükte 25 milyar kere milyon kere atom vardır.
*Bir gram radyum 3 bin ton kömürün enerjisini verecek güce sahiptir.
*Yarım litre suyun molekülleri yan yana dizilse, dünyanın: çevresini 200 milyon defa dolaşacak uzunlukta bir zincir meydana gelir.
*Bir su molekülü portakal kadar büyütülse, yarım litre su bütün okyanusları doldurur.
*Güneş, dünyadan ortalama 109 milyon defa daha büyüktür.
*Güneş ile dünya arasındaki mesafe, ortalama 150 milyon km’dir.
*Birbirine benzemeyen, ince sanatlarla süslü kristallerin, şimdilik 2000 çeşidi tespit edilmiştir.
*Dört milyar insan, her saniye bir yıldız saymak şartıyla 100 bin yıl saymaya devam etselerdi, bilinen yıldızları ancak sayabilirlerdi.
*Saniyede 300 bin km hızla giden bir füzeye binebilseydik, nebülozlar okyanusunun bir ucundan diğer ucuna 500 miyon yılda gidebilirdik.
*Nötron yıldızlarının bir çay kaşığı kadar olan parçası, bir milyar ton ağırlığındadır.
*Gökyüzündeki siyah delikler; sesi, ışığı, zamanı ve her tür cismi hiçbir iz bırakmaksızın yutuyor.
*Işığın saniyedeki hızı 300 bin km’dir. Bu hesapla güneş sistemimiz, 100 bin ışık yılı çapında bir galaksi içinde. Güneş sistemimiz, bu galaksi merkezinden 26 bin ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.
*Bir quasarın boyu, bir ışık yılı uzunluğunda.
*İçinde milyarlarca güneşin ve güneş sistemimizin bulunduğu galaksiyi, Asya kıtası kadar küçülttüğümüz zaman, güneş bir toz zerresi kadar kalır. Dünyamız ise, bu toz zerresinden 109 milyon defa daha küçük mikroskobik bir zerre kadardır.
*Hızı saatte 1000 km olan bir jetle, Plüton’ gezegenine gitmek üzere yola çıksaydık, tam 700 sene sonra kavuşabilirdik.
*Milimetrenin binde birine mikron denir. Bir insanda ortalama 60 trilyon hücre vardır. Bir hücrenin genişliği 10 mikrondur.
*Hücre çekirdeğinin genişliği ise 2 mikrondur. Bu çekirdeğin içinde, bir mikronluk sahada, bir metre DNA bulunmaktadır. Bu DNA’nın içinde bir milyon sahifelik kitabı dolduracak kadar şifreler vardır. DNA, hücrenin beynidir. DNA, hücre devletinin hükümeti DNA hücrenin bulunduğu canlıyı ilgilendiren her hal ve hareketleri planlama ve yönetme ile görevli.
*Kanımız içinde bulunan alyuvarların saniyede iki milyonu ölüyor. Aynı saniye içinde, iki milyon alyuvar yeniden yaratılıyor,
Kanımızdaki mevcut alyuvarları, mümkün olsa da yan yana dizebilsek, dünyanın çevresini tam dört defa dolaşacak kadar uzun bir zincir meydana gelirdi. Dünyanın çevresi, 40 bin km’dir.
*Vücudumuzun toplam kan damarlarının uzunluğu 150 bin km’dir.
*Bir hücrenin ağırlığı, bir gramın 200 binde biri kadardır.
Bu hücrenin; zarı, stoplazması, çekirdeği, çekirdekçiği, kromozonu ve genleri vardır. Stoplazması içinde ise, bir milyon protein vardır. Bir proteinde ise, 40 bin atom vardır. Atomun çekirdeği ise, proton ve nötrondan yaratılmıştır. Ve (+) yüklüdür. Çekirdeğin etrafında dönen elektronlar vardır. Ve bunlar da (-) yüklüdür. Bu elektronun çekirdek etrafındaki dönüş hızı, saniyede 50 bin km’dir.
*Bir beyinde 14 milyar beyin hücresi var. Her iki beyin hücresi arasında 3 bin değişik bağlantı var. Bir beyin hücresi 200 elektronik beyin gücüne, bir insan beyni ise, 2 trilyon – 800 milyar elektronik beyin gücüne eşit; ister inanın, ister inanmayın…
Bu örnekler, bu sahalarda bilinenlerden sadece bir kaç tanesi. Aklımıza sığsın veya sığmasın, eğer, bu vb. bilgileri inkâr edersek, mevcut ilimleri inkâr etmiş oluruz.
Aklımızın zaten gücü belli ve sınırlı. Bir de, alışkanlık ve yaşadığımız çevre şartları iyiden iyiye irademizi şartlandırıyor. Ve böylece biz farkında olalım veya olmayalım belli bir çerçeve içinde bütün benliğimizle mahkûmiyet içindeyiz. Son derece hür ve geniş düşünebildiğimizi, hiçbir tesir altında kalmadığımızı iddia etsek de gerçek bu. Süper zekâlar da, yaşadıkları asrın şartları ve anlayışlarına belli ölçüde esirdirler.
Mevcut anlayış ve tecrübelerin esiri ve nihayet asra mahkûm görüşlerin, bilinebilen alışılmamış bazı harika buluşlara inanmakta zorluk çeken insanın, Allah’ın sonsuz kudreti ile yaratacağı olayları, daracık aklına kıyasla kavraması mümkün mü?
Bu basit örnekleri kafasına sığıştıramayan insan, kendi gücünün gözü ile yaratılacakları nasıl anlayabilir ki!..
Ortalama elli bin defa büyütüldükten sonra görebildiğimiz bir insan hücresinin ki -dev ve harika bir fabrika özelliğinde ve hayat sahibidir- çekirdeği içinde bulunan kromozomların üzerinde bulunan renkli beneklere “gen” deniyor. Bütün insanların genleri mümkün olsa bir araya toplansa, terzinin kullandığı bir yüksüğü ancak doldurabiliyor. İşte bu genler, bütün insanlığın, mevcut her farklı özelliklerinin komutanlığını yapıyor. Bütün bu genleri yaratan Mutlak Komutan Allah’ın (cc) kudret ve ilminin yüceliğine bakınız! Anlamaya gücümüz yetecek mi? Kafamıza sığıştırabilecek miyiz acaba?
Kar yağdığı sıralarda bir örtü altında durunuz. Daha evvel hazırladığınız siyah mukavvayı karın altına uzatınız. Yağan kar tanelerine büyüteçle bakınız. O zaman, altı köşeli, sekiz köşeli kar taneleri göreceksiniz. Üzülerek söyleyelim ki, kar tanelerine ait yazı ve resimler yabancı mecmualarda bol bol yer alırken, bizdeki teknik veya araştırma gücü henüz bu seviyeye gelememiştir.
Wilson A. Bentley 1885’de kar tanelerinin fotoğraflarını çekti. Bunun için elli seneye yakın soğuğa ve çetin hava şartlarına göğüs gerdi. En büyük problem, kar tanelerinin fotoğraflarını çekebilmek için, onların kalıbını almaktı. New York Üniversitesi Atmosferik İlimler Araştırma Merkezi Müdürü Schaefer bu işi halletmişti. Bulunan kimyevi maddelerle kar tanelerinin kalıpları alınıp, mikroskop altında inceleniyor ve fotoğrafları çekiliyordu. Bentley 1931 yılında 2000 (iki bin) kadar kar resmini hazırlayıp neşretti. Hiçbir kar kristali birbirine benzememektedir. Yağmakta olan kar tanelerini alıp inceledikçe, ‘yeni yeni şekiller görmek mümkün. 18 santimetre karelik bir kar alanının kalınlığı 25 santimetre ise, burada bir milyondan fazla kar tanesinin olduğu düşünülürse ve bu kar tanelerinin de birbirine benzemediği hatırlanırsa, meselenin ciddiyeti kendiliğinden anlaşılır. Bu kadar kar tanesi ve o kadar şekil… Sanatkârı takdir etmemek elde değil.
Videolar:
*(Bizi Seven Var 82. Video “Yaratılıştaki Muhteşem Denge-Feyyaz Tv 5 Dk” 8.Sınıf 17.Ders)
*(Bizi Seven Var 82. Video “Kar Taneleri-Yolyordam 7 Dk” 8.Sınıf 17.Ders)
*(Bizi Seven Var 82. Video “Kar Taneleri Nasıl Yaratılıyor (Kar Taneleri Neden Farklı)-Seyrangah Tv 1 Dk” 8.Sınıf 17.Ders)
