Featured Video Play Icon

Sevginde Huzur Var 19-Video “İman Hakikatlerinin Tekraren Tefekkürü” Gençler Ve Büyükler 8.Ders

İMAN HAKİKATLERİNİN TEKRAREN TEFEKKÜRÜ

Abdestin farzının dört olduğunu yüz defa tekrar etseniz sevabı artmaz. Bu tekrarda te’kid var, fakat te’sis yoktur.

Kelime-i tevhidin tekrarında veya iman hakikatlerinin tekrar tekrar tefekküründe ise, hem te’kid hem de te’sis vardır. Tuğlaların üst üste konulması veya ağaca su verilmesi gibi daima terakkiye sebep olurlar. (Mehmet Kırkıncı)

İMANIN TERAKKİSİ

Esmâ-i İlâhiyye’nin mertebeleri nihayetsiz olduğundan, imanda terakkinin hududu yoktur. Her bir bürhan bir refref, her bir hüccet ve ibadet bir burak gibidir. Onlara aklen, kalben, fikren binenler, marifetullahın semasında kat-ı meratip ederler, yükselirler… (Mehmet Kırkıncı)

İLİM VE MANEVİYAT AÇLIĞINI GİDERMENİN ÖNEMİ

“Yemekten, içmekten ve ilâçtan alıkonan hasta nasıl ölürse, üç gün üst üste ilim ve hikmetten alıkonan kalp de öylece ölür.” (Fetih bin Said el-Musulî)

Midemiz haftalar süren bir açlığa dayanabildiği halde, kalp, uzman ifadesiyle, en fazla üç günlük bir açlığa dayanabilecek bir yapıda yaratılmıştır. Bu açlığı hissetmeyenler, kalplerinin fazla dayanıklı olduğunu sanmasınlar.

Onun için, dikkat!

İlimden, hikmetten, iman ve Kur’ân hakikatlerinden mahrum tek bir günümüz geçmesin. (Varlıklardan Allah’a-Ümit Şimşek-Nesil Yayınları)

İMANIN TECEZZİYİ KABUL ETMEMESİ

Yeni dünyaya gelen bir çocuğun kalbi veya kafası olmazsa, o çocuk yaşayamaz. Diğer âzalarının sağlam olması onun yaşamasına kâfi gelmez. Aynı şekilde, bir odanın da dördü duvar, birisi tavan ve birisi de taban olmak üzere altı rüknü bulunmakta ve bunlardan birisinin olmaması halinde orada oturulmamaktadır.

Diğer bir ifadeyle, bir adamdan bahsettiğimiz zaman, onun bütün azalarını da kastetmiş olduğumuz gibi bir odadan bahiste de onun bütün rükünlerini ifade etmiş oluyoruz. Bu âzalarda veya rükünlerde tefrik yapmıyoruz.

İşte bu misâller gibi, iman da altı esastan meydana gelmiş bir bütün olup, bir tek rükne iman etmeyen kimse, iman dairesinden çıkmakta ve diğer rükünlere inanması veya inandığını zannetmesi, onu küfürden kurtaramamaktadır.

ASİNİN İMANI

Doktor, bir şahsa “Bu zehirlidir, bunu yeme!” dese, o şahıs doktoru dinlemeyip o zehiri yese, “O doktora inanmadı” deriz. Bu sözle, o doktorun varlığını ya da doktor olduğunu inkâr ettiği kastedilmez. Belki doktorun “Bu öldürücü bir zehirdir” sözüne inanmadı deriz. Gerçekten onun zehirli olduğunu bilen asla yemez. Asinin imanı bu yüzden zorunlu olarak eksiktir.

YARATILIŞTA NOKSANLIK VAR MI?

Burada asıl düşünülmeye değer bir cihet var. Acaba yara­tılışa noksan isnat edenler, yaratılışın bu noksanını idrak edecek bu mükemmelliği nereden elde etmişler? Kendileri de o noksan yaratılışın parçalarından oldukları halde, yaratı­lışın noksanı hakkında verdikleri bu hükmün doğruluğunu bize ne ile temin edecekler? Hâşâ, noksan olan bir yaratıcı­nın yarattığı şeylerin de noksan olması lâzım gelir. Zira eğri bir şeyin gölgesi de eğri olmak zarurîdir. Eğer kendilerinde yaratılışın noksanlığına hükmedecek bir mükemmellik var­sa, onların bu mükemmelliği mutlaka, onun üstünde olan bir mükemmelliğin eseri olmak gerekir. Çünkü noksandan nok­sansız olan bir şey çıkmaz. Öyle mükemmel varlıkları yara­tan bir Yaratıcının yaratma ve kudretinin de noksan olamayacağı aşikârdır.

“Evet, yaratılışta noksanlık görenlerin mükemmelliğinden ileri gelmiş?” (Ferit KAM)

Videolar: