Featured Video Play Icon

Bizi Seven Var 62. “İnanmama Sebepleri” 9.Sınıf 15.Ders

İNANMAMA SEBEPLERİ

Bir kısım insanlar var ki, şeytanî bir demegoji içine düşmüş, kendi kendilerini aldatmakta, lezzet aldıklarını sanmaktadırlar. Devekuşunu andırır halleri. Hani devekuşuna sormuşlar, “Sen de­ve misin, kuş musun?” diye. “Uç” diyeceklerini anlamış. Koca gövdesiyle uçmanın ne kadar zor olacağını bildiği için “Ben deve­yim” deyivermiş. “Mâdem ki ‘Ben deveyim’ diyorsun, şu yükü ta­şı dediklerinde de, “Kuşum” deyip yük taşımaktan kurtulmuş. Av­cıyı gördüğünde de başını kuma sokarmış. Tâ ki avcı kendini gör­mesin. Halbuki koca gövdesi dışarıda, avcıya hedef olduğunun far­kında bile olmazmış.

İslâmiyetin gelişi kâfirlere de rahmet olmuş, bazıları bir ümit ışığı bulmuşlardır. Onlara “Bak bir gün âhiret gelecek, Cennet var, Cehennem var. Cenneti kazanabilmek için şunları şun­ları yapmalı. Cehennemden kurtulabilmek için de şunlardan şun­lardan kaçınmalı” denildiğinde devekuşunun “Ben kuşum” dediği gibi “Ya yoksa?” deyip kurtulmaya çalışmaktadırlar. “Eğer inan­ıyorsan bütün bütün yok olup gideceksin. Herşey sona erecek” denildiğinde de yokluğu bir türlü içine sindiremeyip “Ya varsa?” şıkkına sarılmaktadırlar. Ölüm hakikatine karşı da devekuşunun avcıyı gördüğünde başını kuma sokması gibi kafasını gaflet kumu­na sokup bu gerçeklere karşı göz yummakta, görmezlikten gel­mektedirler.

Kur’ân-ı Kerîm’in bir rahmetidir ki gelişiyle birlikte kâfirleri de rahatlatmış, bir ümit atmosferi içine sokmuştur. Bütün bütün inançsızlıktan kurtulan bir kısım kâfirler âhiretin geleceği hakkın­da şüpheye düşerek ümitlenmişler, hayatlarını bütünüyle Cehennme dönmekten kurtarmışlardır.

ALLAH’A İNANMAMANIN ARKASINDA YATAN SEBEPLER

Hz. Âdem (aleyhisselam)’den bu yana, Allah’ı inkâr edenlerin tavırları ve inkâr etmelerine sebep olan etkenler hep benzer şeyler olmuştur. Kendilerine peygamber gelen ve inanmaya davet edilen insanların tavırları ve sözleri birbirine benzemektedir. Farklı dönemlerde, inanmayan insanların durumu Kur’ân’da zikredilirken, benzer sebeplerle inkâra gittikleri anlatılmaktadır. Bu sebeplerin başında cehalet, yoldan çıkma, kibir, zulüm ve inat gibi hususlar gelmektedir.

Cahillik, en büyük inkâr sebeplerinden bilisidir.

İnanmayanlar toplumun üst tabakasından görünse de, bir takım okulları okuyup bitirse de cahildir. Çünkü cahil kelimesini Kur’ân-ı Kerim, Allah’ı bilmeme anlamında kullanmaktadır. İnanmayanlar, eşyanın var oluşundaki niçin ve nedenleri kavrayamamıştır. Dünyanın nereden gelip nereye gittiğini, nasıl ve niçin yaratıldığını bilmemektedirler. Varlığın perde arkasını ve eşyanın hikmetini anlayamamışlardır. Bu en büyük cehalettir. Eşyanın fizik yönünü bilse de, fizik ötesi âleme ait bilgisi zayıftır. Onlar gözleriyle görmedikleri dünyaya inanmazlar. “Allah’ı niye göremiyoruz?” derler. Kur’ân-ı Kerim’de de farklı dönemlerde inanmayanların; “Allah bizimle niye konuşmuyor? Niye sadece peygamberle konuşuyor?” dedikleri anlatılmaktadır. Görülüyor ki her dönemde, küfrün olduğu yerde aynı cehalet var.

İnkârın bir sebebi de kibirdir.

Kibir, insanın azmasına, sapmasına ve kendini büyük görüp, Allah’tan uzaklaşmasına sebep olur. Kibirli insanlar, kendinden başkasını beğenmeyen, her şeyi tenkit eden insanlar olmuştur. Peygamberleri bile beğenmemiş; “Bu dini niye bir melek getirmedi” demişlerdir. Bazen de peygamberlerin etrafındaki insanları hor görmüşler, onlarla beraber olmak istememişlerdir. Bu gün de bazıları, kibir ve gurur içinde Müslümanları hor görüp, dine karşı olumsuz tavır almaktadırlar.

Üçüncü sebep ise inhiraftır.

İnhiraf, yoldan sapma, yanılma, şaşma demektir. Bir kere yoldan çıkan ve yanlış fikirlere saplanan insanlar, kendilerine sunulan farklı fikirlere önyargı ile bakarlar. Benimsedikleri fikirleri değiştirmek istemezler. Bu tür bir davranışta kibir ve gururun da payı vardır. Bu insanlar fikirlerinden dönmeyi benliklerine yediremezler.

Bir başka sebep ise zulümdür.

Bu da insanın bütün kabiliyet ve özelliklerini yaratılış gayesi dışında kullanmasıdır. Aklını ve duygularını başka düşünceler esir etmiştir. Artık o istese de başka türlü düşünemez. Bu insan; kendisine verilen nimetleri yerinde kullanmadığı için zulmetmektedir.

İnsanın günahları ve kötülükleri imana engel olan başka bir husustur.

Günahlarla insanın kalbi kararır ve katılaşır. İmanın yeri kalptir. Kalbi kararmış bir insanın, imanı kabul edecek bir kabiliyeti yok demektir. İnsan inanmasa da, yaptığı iyilikler onu imana yaklaştırır, kötülükler ise imandan uzaklaştırır. Bir kişinin inanması için, vicdanının imanı kabule hazır olması gerekir. İnanmak için sadece aklın ikna edilmesi yetmeyebilir, kalbin de yumuşaması gerekmektedir. Bu da kalbin günahlardan sıyrılıp iyiliklere yönelmesiyle olur.

Videolar:

*(Bizi Seven Var 62. Video “Allahın Varlığının Delilleri 1 Yolyordam 9 Dk” 9.Sınıf 15.Ders)

*(Bizi Seven Var 62. Video “Allahın Varlığının Delilleri 2 Yolyordam 6 Dk” 9.Sınıf 15.Ders)

*(Bizi Seven Var 62. Video “İnanmak neden işimize gelmiyor? Hasenat 6 Dk” 9.Sınıf 15.Ders)