İSLAM’A TESLİM OLMAYANLARIN TESLİM OLMAMA SEBEPLERİ
Var olanı ispat etmek kolaydır. Bunun için bir delil, bir işaret göstermek yeterlidir. Yokluğu ispat etmek zordur. Bir şeyin yok olduğunu göstermek için bütün ihtimalleri çürütmek gerekir. Kâinatta bir şeyin yokluğunu iddia eden, bütün kâinatı dolaştıktan sonra ancak yok olduğunu savunabilir. Allah’ı inkâr edenler, sayısız sağlam delile karşı gözlerini ve kulaklarını kapayıp, birkaç çürük delile sarılıyor. Belki kendileri de tatmin olmuyor. Fakat inat, kibir, gurur ve menfaat gibi birtakım engelleri aşamıyorlar.
Yaratılışta Allah’ın insan fıtratına koyduğu inanma duygusu, her ne kadar fıtratı bozulsa bile, tamamıyla yok olmaz. Böyle bir insan, inanma ihtiyacını tatmin edemez. Bu büyük boşluğu başka şeyle doldurmakta da zorluk çeker. Hakk’ı bulmakta zorlanan insanlar, çaresizlik ve arayış içinde bulduğu en küçük şeye sarılır. Bu duyguyu tatmin amacıyla batıl olan düşüncelere sapabilir.
Bir insanın kâinattaki muazzam işleyişi ve sistemi görüp, yaratılışın ne kadar harika olduğunu fark ettiği halde inanmaması çok zordur. İnsanın bir Yaratıcı düşüncesine karşı bütün kapılarını kapatması çok nadir görülebilir. İnançsız olduğunu söyleyen birçok insanın içinde şüpheler bulunmaktadır. Onun içindeki iman koru belki de tamamıyla sönmemiştir. Fakat bu insanlar, içinde bulundukları konum itibariyle, inat ve kibir gibi birtakım etkenlerin zorlamasıyla kendini inançsız olarak vasıflandırırlar. Ayrıca günümüz insanının inanma noktasında birçok takıntısı bulunmaktadır. İnanmamayı ve dine karşı olmayı çağdaşlık(!) olarak zanneden bazı insanlar, güneşe karşı gözünü kapayıp, kendisini karanlığa hapsetmeyi tercih etmektedir. Böyle insanlar sürekli dine ait meseleleri sorarlar, inanca ait konulardan bahsederler. Bu durum onların bazı şüpheleri aşamadıklarını ve inanca ait fıtratında mevcut olan korun sönmediğini gösterme açısından önemlidir.
Allah’a inanmadığını söyleyen insanlar, bu muhteşem kâinata ve harika yaratılışa bir izah getirme amacıyla birtakım çürük deliller ortaya koyarlar. Bunlar kendilerini teselli amacıyla söyledikleri ve belki kendilerinin de inanmadığı delillerdir. Bunlara delil demek de mümkün değildir. İnançsızların içine düştüğü bu durumu Kur’ân-ı Kerim şöyle ifade ediyor;
“Allah’tan başka hâmi, sığınacak tanrı edinenlerin durumu, tıpkı kendine yuva yapan örümceğe benzer. Hâlbuki en çürük yuva, örümcek ağıdır. Keşke bu gerçeği bilselerdi!” (Ankebut, 29/41)
Yaratılışa Allah inancından başka açıklama getirmek isteyenlerin durumu da böyledir. Onların ortaya attığı deliller örümceğin yuvası gibi çürüktür.
Allah’a inanmayanların bütün yaratılışı ve kâinattaki sistemi izah etmesi çok zordur. Hâlbuki bütün varlığı bir tek Yaratıcı’ya vermek çok kolaydır. İnançsızların, âlemlerin nasıl yaratıldığını, hiçbir aksama ve karışıklık olmadan nasıl mükemmel işlediğini açıklamaları imkânsızdır. Göklerde ve yerde her ne varsa, hepsi Allah’ın izniyle, O’nun yaratılışta koyduğu program çerçevesinde hareket etmektedir düşüncesi, en rahat ve en emin yoldur. Bu şekilde bütün varlık ve yaratılış aydınlanmış olur. İdare açısından bütün bir orduyu, bir komutanın emrine vermek kolaydır. Buna karşılık, bir tek askeri ordunun bütün askerleri sayısınca komutanların emrine vermek ise çok zordur. Yaratılışı bir Allah’a dayandırmak çok kolaydır. Bunun yanında her şeyi tesadüflere dayandırmak, bütün varlık adedince yaratıcı kabul etmek demektir. Bu da izahı çok zor bir yoldur.
Allah’ı inkâr edenler, yaratılışı maddeye veya sebeplere verenler, tabiatı ilah kabul etmektedirler. Ağacın yetiştiği toprağı yaratıcı kabul eden birisinin, her bir toprak parçasını bir fabrika gibi düşünmesi gerekir. O zaman bütün kâinatta işleyen sayısız fabrikaların olması gerekir. Hâlbuki her bir toprakta bulunan maddeler aynıdır. Bir ağacın yetişmesi için topraktan aldığı su ve mineraller, havadan aldığı oksijen, ışık ve ısı birdir. Aynı şeyleri alan iki ağaç, farklı görüntüde, farklı tatta meyveler veriyor. Bu farklılığın olması için toprakta farklı bir işleyişin olması lazımdır. Bu durum inançsız birisi için izahı mümkün olmayan bir çıkmazdır.
***
Evet… İnkârcılar sayılı. Netice, sıkışınca onlar da inançlı!.. Ne var ki, İslâm’a teslim olmayanların sayısı çok. İşte bunun sebeplerini çok kısa olarak şöylece özetleyebiliriz:
1.Bütün varlığın tek sahibi olan Rabbimiz Allah (cc) böyle dilediği için. Hayvanların çeşitleri bildiklerimizden de fazla. İnsanlar cemiyetinde, sürü sürü hayvanları temsil eden insanlar var. Bu hal de insanlığı imtihan eden hallerden.
“Eğer Allah dileseydi onların hepsini İslam’da birleştirirdi. O halde, sakın cahillerden olma!” (En’am Sûresi, 6/35)
“…Doğrusu Rabbin, kendi yolundan -Hak’tan sapandan- daha iyi bilir. Ve O, -Allah- hidayete layık olanları da daha iyi bilir.” (Nahl Sûresi, 16/125)
2.Cehalet: Kâfirler İslâm’ın cahilidirler, İslâm’ı bilenin İslâm’dan uzak kalması düşünülemez. Biliyor görünenler, çok az ve yanlış biliyor veya bilmediklerini dahi bilmiyorlar.
3.Gaflet: Dalgınlık, ilgisizlik, ihmalkârlık sebebiyle İslâm’a yabancı kalınıyor.
4.Kibir; Kendisini beğenen, kendisini büyük gören kibirli insanın kibri, Hakk’ı görmeye ve inanmaya engeldir.
5.Şahsiyetsizlik: Ciddiyetsizlik, laubalilik, samimiyetsizlik ve gözü hep aşağılarda adi hislerine esir olanları İslâm kabul etmez; Allah (cc) hidayet vermez.
6.Şehvet: Şehevî hislerine esir olanın, bu hastalıktan kurtulup denge-düzene kavuşmadan İslâm’a yönelmesi imkânsızdır. Şehvet hastalığı, Hakk’ı düşünmeye fırsat vermez ve sevmez.
7.Menfaat: İslâm’a teslimiyet, insanın doymak bilmeyen menfaat hırsına ölçü koyar. Menfaatine kul olan, verilen selamdan menfaat devşirmenin bir çaresini arayan zihniyetin, İslam’a teslim olması beklenemez.
8.Propaganda: Yerli-yabancı, içten ve dıştan insana yöneltilen yıkıcı, yıpratıcı, saptırıcı, kandırıcı ve iğfal edici telkinlerin tesiri altında kalmamak için İslâm’ı çok iyi bilmek gerekir. Çoğu cahil olan insanlar bu tip propagandaların tesiri altında
ağaç yaprağı gibidirler.
9.Nefis Terbiyesi Zordur: Büyük bir çoğunluk işte bunu kolay kolay göze alamazlar. İslâm, insanı tertemiz olarak Allah’ın (cc) katına yükseltmek için gelmiştir. Nefsin ve şeytanın pisliğinden ve pintiliğinden kurtulmadan bu yükseliş mümkün olamaz. Allah (cc) kulunu, Zatına yükseltmek İçin kötülüğün her türünü yasaklamış ve nefse ağır gelen, fakat yükseltici bazı görevler yüklemiştir. Yani, insanın insanca yaşamasını temin için gerekli şartları koymuştur. İşte bu şartlara uymayı, insan gibi yaşamayı göze alamayanlar, İslâm’dan kaçmak için hayali bahaneler peşinde olmuşlar ve olmaya da devam edeceklerdir; ta ki insan olmaya karar verinceye kadar…
***
Allah’a (cc) imanla ilgili bazı eserleri burada tavsiye etmeyi düşündüm. Ancak, bu sahada yazılan eserlerin listesi, ciltlik eser meydana getirecek kadar zengin. Değerli okuyucularımıza tavsiyemiz, ihtiyaç duydukça -ki içinde yaşadığımız şu şartlar içinde her an ihtiyaç duymamız kaçınılmaz ilmiyle amil mümtaz İslâm büyüklerinin tavsiye ve telkinlerine başvurmalarıdır.
Videolar:
*(Bizi Seven Var 61. Video “Allahın Birliğinin Delilleri-1 Yolyordam 9 Dk” 10.Sınıf 13.Ders)
*(Bizi Seven Var 61. Video “Allahın Birliğinin Delilleri-2 Yolyordam 8 Dk” 10.Sınıf 13.Ders)
