Featured Video Play Icon

Sevginde Huzur Var 8-Video “İnsanın Sorumluluğu” 10.Sınıf 37.Ders

İNSANIN SORUMLULUĞU

İnsan, ebed için halk olunmuştur, ebede gidecektir. Ebede gidenin sorumluluğu büyüktür. İnsan, deve kuşu gibi başını kuma sokamaz. İnsan sorumluluğunu bilmek ve yüklenmek zorundadır.

Nedir insanın sorumluluğu?

İnsanın görev ve sorumluluğu, bütün semavi kitaplarda apaçık olarak zikredilmiştir. Yüzyirmidört bin peygamber, insanın sorumluluk ve görevlerini tekrar ve tekrar beyan buyurmuşlardır.

Bütün yüksek ehl-i hakikat, arifler, müdakkikler, müfessirler insanın sorumluluğu üzerinde ziyadesiyle durmuş, derinliğine yorumlara girişmişlerdir.

Evet, insan arzın halifesi olarak yaratılmış. Arzın halifesi, şu dünya sarayında lakayt ve laubali bir biçimde yaradılış sır ve hikmetlerinden gafil yaşayamaz, mesuliyetsiz ve sorumsuz bir hayatı yüklenemez.

İnsanın sorumluluğunun enfüsi ve afaki cepheleri, farklı tabakaları var..

İlk ve en önemli sorumluluk, insanın enfüsi dünyası ile alakalı..

*İnsan, her anından ve her nefesinden sorumlu..

*Aklını nasıl kullandığından, zihnini neye merkez yaptığından sorumlu..

*Fikir ve itikat dünyasının muhteva ve açılımdan sorumlu..

*Gözlerinden sorumlu insan.. Nelere baktığından, neleri temaşa ettiğinden, nelere ve nerelere takıldığından sorumlu..

*Kulaklarından da sorumlu insan.. Neleri işittiğinden ve nelere teveccüh ettiğinden sorumlu..

*Diller, helal ve haramdan; ağızlar neyi zikr ettiğinden.

*Neleri konuştuğundan, attığı iftiralardan, savurduğu yalanlardan, lezzetle ballandırdığı gıybetlerden sorumlu tutulacak..

*Eller neleri tuttuğundan, ayaklar nerelere adım attığından sorumlu..

*Kalp, kime ve kimlere karargâh olduğundan, nelere meyil ve muhabbet gösterdiğinden..

*Ruh, kimlere mukabil olduğundan, kimleri kayyum bildiğinden..

*Vicdan, murakıp ve muhasip görevini yapıp yapmadığından sorguya çekilecek..

İnsanın enfüsten afaka açılan birbiri içinde sorumluluk daireleri var..

*İnsan, ailesinden çoluk çocuğundan sorumlu..

*Evet, insanın yakın akrabalarıyla, komşularıyla, mahallesiyle. kasabası, yaşadığı bölgesi ve memleket dairesiyle alakalı pek çok sorumlulukları var..

*Derecesine nispetle, insanın alem-i İslam’ın dert, sıkıntı ve sancıları ile ilgili sorumlulukları var..

*Ve nihayet, tebliğ noktasından bütün beşer ile ilgili sorumluluk daire ve tabakaları var..

*Evet, insanın en önemli sorumluluğu enfüsi dairede.. İnsan önce nefsinden sorguya çekilecek… Bu nedenle, sorumluluk daireleri enfüsten afaka doğru kademe kademe, basamak basamak..

İslam’da matlub ve maksud, talep ve arzu, her güzelliğe, her iyiliğe ve her doğruya önce nefsinden başlamak, nefsini ıslah etmek, nefsini kabza-i kahrına almak, kulluk şuur ve istikamet çizgisinde yürümek.. (Niçin Yaratıldı Şu İnsan-Prf. Dr. Şener Dilek-Feyza Yayınları)

SORUMLULUKTAN KAÇMA BAHANESİ

“BENİM KALBİM TEMİZ” DİYENLER

“Benim kalbim temiz.”, “Sen kalbe bak.”, “İçin temiz olsun.” gibi sözlere sığınan bazı insanlar, ibadeti, namazı, tesbihi, zikri pek önemsemez, “olmasa da olur” gibi bir yaklaşım sergilerler.

Oysa kalbin sahibi Allah’tır. Kalbi kim yaratmışsa, onun temizlik hükmünü de ancak O verir. Bunun için bir insanın kendi kendini “temize çıkarması” yetmez. Üstelik temize çıkarmakla da temize çıkmış olmaz, Allah’ın ve Resulünün ölçülerine göre temiz olmalı.

Bazı kimseler, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek, yahut yardımsever olmak gibi sınırlı ve dar bir çerçevede anlıyorlar. Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, ibadet sorumluğundan kurtulduklarını sanıyorlar. Bu düşünce, şeytanın bir oyunu ve tuzağıdır, nefsin de bir aldatmacasıdır.

Kendi tembelliğini, kendi ihmalini bir takım bahaneler göstererek, “kalb temizliğini” öne sürüp namazı gereksiz görmek, akıl mantık işi değildir.

*Karşınızda açlıktan inleyen bir zavallı. Ve yanıbaşında para küpü denecek kadar zengin biri. Niçin bu adama yardım etmiyorsun diyecek oluyorsunuz:

“Yardım etmediğime bakma, benim kalbim şefkat dolu, merhamet dolu…” diye karşılık veriyor size.

Şefkat ve merhamet, kalbe ait güzellikler. Ama onlar, fukaraya serilen sofrada, yahut verilen sadakada kendini gösterir.

*Mütevazı olan kimse “Ben mütevazı bir kişiyim” demez, ihlâslı olan kişi de “Ben ihlâslı bir insanım” demeyeceği gibi.

*Yine iyi bir kimse, “Ben iyi bir insanım”, “Ben hayırlı bir kimseyim” diyerek kendini öne çıkarmaz, çıkarmaması gerekir.

Bu açıdan “Ben temiz kalpli bir kişiyim, benim kimseye bir kötülüğüm yok” gibi sözlerle bir insan kendini anlatamaz.

SEN BENİM KALBİME BAK!

Okuldan kaçan öğrencileri bir araya toplayıp onlara, okuyup öğrenmenin iyi olup olmadığını sorsanız hepsi:

-Elbette iyidir, diyecekler.

-Öyleyse, niçin okuldan kaçıyorsunuz? sorusuna ise, her biri ayrı bir bahane bulacaktır.

Bu öğrenciler, okula dönmedikleri için zarar görmeyecekler mi? Sadece okumanın ve ilmin iyi olduğuna inanmakla, okuldan ne fayda sağlayabilirler?

Bir kimse sadece Tıp Fakültesinin doktor yetiştirdiğini bilmekle veya doktorluğu sevmekle doktor olamaz. Bizzat, Tıp Fakültesine girip okuması gerekir.

Okumadan doktor olmayı düşünen bir lise mezununa:

-“Niçin böyle yapıyorsun? Fakülteyi kazanabilmen için gerekenleri yapsana!” dediğimiz de, ondan şöyle bir cevap alıyoruz:

-Sen benim kalbime bak! Benim Tıp Fakültesine karşı öyle bir inancım ve doktorluk mesleğine öylesine bir sevgim var ki, tarif edemem. Yarın kimin doktor olacağını Allah bilir!..

İşte, İslâm’ın gereklerini yerine getirmeden, kalplerinin temiz olduğunu zan ve iddia ederek, bu demagoji ile cennet bekleyenlerin hâli, yukarıdaki örneğe benzer. Mehmed Kırkıncı

İnsanlar sadece “iman ettik” demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar? (Kur’an-Ankebut 29/2)

Videolar: