Featured Video Play Icon

Bizi Seven Var 117. “İhlâs Sûresi” 9.Sınıf 26.Ders

İHLÂS SÛRESİ

Bir gün Hz. Musa dağ başında bir çobana rastlamış. Çoban ellerini kaldırmış Allah’a dua etmekte. Öyle içten dua ediyor ki, Allah’a olan sonsuz sevgisini nasıl dile getireceğini bilemiyor:

“Ey beni yoktan var eden, beni sayısız nimetlerle besleyip büyüten Rabbim! Sana nasıl şükredeceğimi, minnettar kalacağımı bilemiyorum. Neye sahipsem Senin sayende sahibim. Senin lütuf ve ihsanın olmasaydı, bir ân olsun yaşayamazdım. Sana nasıl hamd etsem bilmem ki?”

Buraya kadar çok güzel giden duanın bundan sonraki veçhesi değişiyor:

“Ey Allah’ım, ah Seni bir görseydim, saçlarını tarayıp elbiselerini yıkasa, ayakkabılarının tozunu silse, yürüdüğün toprağa yüzümü gözümü sürseydim…”

Bu sözleri duyan Hz. Musa, “Dur!” diyor.

“Senin dua ettiğin Allah, insan gibi bir şey değil ki saçlarını tarayasın, elbiselerini yıkayasın, ayakkabılarının tozunu silesin, toprağına yüzünü gözünü süresin.” Sonra da bir güzel anlatıyor Allah’ı.

Demek ki dar insan aklı Allah’ı tek başına anlayabilecek, kavrayabilecek kapasitede değildir. Varlığını anlayabilse de Onun nasıl olduğunu, isim ve sıfatlarının nelerden ibaret olduğunu bilemez. Hiçbir şeye benzemeyeceğini düşünemez, bir şeylere benzetmeye kalkar, hata eder.

Eğer akıl tek başına bu muazzam hakikati idrak edebilseydi peygamberlere de, kitaplara da gerek kalmazdı. Oysa 124 bin peygamber, 4 büyük kitap ve 100 suhuf bu ve bunun gibi birçok hakikati öğretmek için gönderilmişlerdir. O halde bizim için Allah’ı bu gerçekler çerçevesinde tanımaktan başka çare yoktur.

Meseleye şöyle yaklaşalım. Bizi insanlar içerisinde en çok kim tanır? Kendimiz değil mi? Sonra da bize en yakın olanlar; annemiz, babamız, eşimiz, çocuklarımız ve akrabalarımız.

Allah’ı da şüphesiz en çok tanıyan Kendisidir. Sonra da Ona yakın olanlar; melekler ve peygamberler…

Rabbimiz birçok âyetinde bize Kendini tanıtmış, tanıttığı gibi inanmamızı istemiştir. Ayrıca Ona mânen çok yakın olan Peygamberimiz de hadislerinde nasıl inanmamız gerektiğini anlatmıştır. (İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları)

Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

1.De ki: O, Allah tektir.

2.Allah Samed’dir.

3.O, doğurmamış ve doğmamıştır.

4.Onun hiçbir dengi yoktur.

“De ki, O Allah’tır. Çünkü O Ehaddir, Samed dir, doğurmamıştır, doğmamıştır ve hiç bir şey O’na denk değildir.” Her şeyi yaratan Allah, elbette ki bir olmalıdır, hiç bir şeye muhtaç olmamalıdır, onun öncesi yoktur, anne ve babası yoktur, onun benzeri olan hiç bir şey yoktur. Bunun tersini düşünelim; hiç bir şeye benzemeyen, doğmamış, doğurmamış, hiç bir şeye muhtaç olmayan, tek olan sadece âlemleri yaratan Allah olabilir.

***

İhlâs’ın kelime anlamı “arınmak, kurtulmak” demektir.

Sûredeki anlamı ise Allah’tan başkasına ilah olarak tapmaktan kurtulmak demektir.

Mekke’de indirilen yirmi ikinci sûredir. Mushafta ise yüz on ikinci sûredir. Dört âyetten oluşur. Yirmiye yakın ismi vardır. Onlardan bir kaçını bildirelim.

Allah’ın tek oluşu, öz olarak anlatıldığı için bir adı “tevhid sûresi”dir. Peygamberimiz (s.a.v.) “Kul hüvallahü ahad” şeklinde de isimlendirmiştir. (Suyûtî, Mu’cemu’l-Evsat, XX, 298)              

Bu ayetlerde anlatıldığı gibi Allah’a inanan kimse, bu inancıyla hayatını sürdürürse sonunda Cehennem’e düşmekten kurtulacağı için “Necât (kurtuluş) sûresi” denilmiştir. “Velâyet (Allah’a dostluk) sûresi” de derler. Çünkü kim samimi bir gönülle okur ve ona göre yaşarsa Allah’ın sevgisini ve dostluğunu kazanarak O’nun velilerinden olur.

Bir ismi de “Cemâl Sûresi”dir. Peygamberimiz Allah’ın sonsuz güzelliğini anlatırken şöyle buyurmuştur “Allah cemildir; yani güzeldir, cemali (güzelliği) sever (Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, I, 224). ” Bunun üzerine ona, bu “cemal”in ne olduğu soruldu Hz. Peygamber (s.a.s) “O, tekdir, sameddir, doğurmamış, doğmamıştır. Çünkü eğer o tek ve benzersiz olmasaydı, benzerinin onun yerini tutması mümkün olurdu” demiştir. (Er-Râzi, age, XXIII, 555)

Bir adı da “Mukaşkışa (tedavi eden)”; yani kalplerdeki manevi hastalıkları iyileştiren anlamındadır. Kişiyi kötülüklerden koruma özelliği sebebiyle “el-Muavvize sûresi” de denir. Bir diğer ismi “Mâni’a”dır (engel olan). Yani kabir azabına ve Cehennem ateşine engel olan demektir. “Müneffire” ismi ise kaçıran manasına gelir. Şeytan okunduğu yerden kaçar. Berâet ismine gelince, beni okuyanın Allah’a şirkten uzaklaşması anlamını taşır.

Aynı zamanda bu isim Peygamber Efendimiz’in şu müjdesinden dolayı verilmiştir:

“Kim ‘Kulhüvallahu Sûresi’ni bir namazda veya namaz dışında yüz defa okursa, onun cehennemden beratı (kurtuluşu) yazılır.” (Feyzu’l Kadir,V, 202)

İhlas suresini okuyanın kalbi aydınlandığı için “Nûr sûresi” adını da almıştır.

***

Peygamgamber Efendimiz (s.a.v.):

“Kul Huvallahu Ahad… (İhlas sûresi) Kur’an’ın üçte birine denktir.” buyurmuştur. (Bkz. Buhârî, Fezâilu’l-Kur’an, 13; Tirmizzi, Fezâilu’l-Kur’ân, 11,)

İmam Gazâlî bu hadisi şöyle açıklamıştır.

Kur’an-ı Kerim’deki bilgiler üç ana bölümden oluşur:

1.Allah bilgisi

2.Ahiret bilgisi

3.Doğru yol bilgisi

İhlâs sûresinde birinci bölüm; yani Allah bilgisi açıklandığı için Kur’an’ın üçte birine denktir. (Bkz. Gazâlî, Kur’ân’ın Cevherleri, trc. Ömer Türker, s. 85-86, İstanbul, 2006)

***

Âmir bin Tufeyl adında bir müşrik, Peygamber Efendimize, “Ey Muhammed, bizi neye çağırıyorsun?” diye sordu. Resûlüllah (s.a.v.) şöyle cevap verdi:

“Allah’a çağırıyorum.”

Putperest olan Âmir, yüce Allah’ı kendi tanrılarından biri gibi zannetti ve şöyle sordu:

“Onu bana anlat; o altından mı, gümüşten mi, yoksa demirden mi?”

Bu soru karşısında Yüce Allah,

“De ki: O, Allah tektir. Allah Samed’dir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” buyurarak İhlâs sûresini indirmiştir.

Ayrıca İhlâs sûresinin, Allah’ın soyunu soranlara bir cevap olarak indirildiği de bildirilir.

AÇIKLAMA

Birinci âyet:

“De ki: O, Allah tektir.”

Resulullah (s.a.v.), Allah hakkında zaman zaman soru soran müşriklere, Yahudilere ve Hıristiyanlar’a cevap olarak “İhlâs sûresini” okumuştur. “De ki: O, Allah tektir.” buyrularak putlara tapan müşriklere, birçok tanrılar olduğunu iddia edenlere ve yıldızlara tapanlara cevap verilmiştir. “Tektir” şeklinde çevrilen kelime “Ehad”dır. Bu kelime, Allah Teâlâ’nın sıfatlarındandır. Allah’ın bu kökten gelen bir sıfatı da “Vâhid”dir. O da “bir olan” anlamındadır. Yüce Allah’ın ilk âyette Allah hakkında soru soranlara kendisinin “Ehad” olduğunu söylemesi dikkat çekicidir. Çünkü vâhid bir demektir. “Vâhid” kelimesi başka varlıklar için de kullanılmaktadır. Bir insan, bir çiçek gibi… Bir deyince akla iki, üç de gelebilir. Ancak Ehad sıfatı sadece Allah için kullanılır ve “tek, yegâne, biricik” demektir. Yani Allah zatında, varlığında tek ilahtır. Başka hiçbir ilah yoktur. Sûrenin diğer âyetleri bu ilk âyetin açıklamasıdır.

Peygamberimiz şöyle buyurdu:

“Kim her gün ‘Kulhüvellahu ehad’ sûresini elli kez okursa, kıyamet günü kabrinden şöyle çağrılır: ‘Kalk! Cennet’e gir!’ (Suyûtî, Mu’cemu’l-Evsat,XX, 298, nr.11503)

İkinci âyet:

“Allah Samed’dir.”

Allah Teâlâ’nın tekliği “Allah Samed’dir.” şeklinde açıklanır. Yani varlığı için kimseye ihtiyacı yoktur. Aksine her şey var olmak için ve yaşayabilmek için Allah’a muhtaçtır. “es-Samed” yine yüce Allah’ın bir başka sıfatıdır. “Samed” kelimesinin anlamı çok zengindir. Âlimler bu kelimenin otuza yakın anlamını tespit etmiştir. Bunlardan bir kısmı şöyledir:

* Samed, her şeyi bilendir. Çünkü Allah, bütün ihtiyaçları karşılaması için başvurulan bir efendidir.

* Şan ve şeref bakımından eşsiz olandır.

* Efendi oluşunun gereği olarak her şeyi yaratandır.

* Samed; kendisine yalvardığımız, darda kaldığımızda yardım istediğimiz Allah’tır.

* Dilediğini yapandır.

* Samed, sonsuz zengin olan Allah demektir.

* O, varlığı ebedî olandır.

* O, kimsenin sıfatıyla sıfatlanmayandır.

* O, bütün sıfatlarında ve fiillerinde en mükemmel olandır.

* O, hiç kimseye ihtiyacı olmayandır.

Yüce Allah için “O, Samed’dir” dediğimizde bu manaların hepsini söylemiş oluruz. O bizim Efendimiz’dir. Öyle bir Efendi ki, her şeyin sahibi ve her şeye gücü yetendir. Bütün varlıklar ise ihtiyaçları için daima O’na muhtaçtırlar.

“Yâ Rab! Ne esir-ü taht-ü tâc olayım

Ne de muhtâcına muhtâc olayım.

Muhtâcına muhtâc etme beni yâ Rab

Muhtâc isem ancak Sana muhtâc olayım!”

***

Adamın biri arkadaşlarına “İhlâs sûresini Allah’ı anlattığı için sevdiğini” söyledi. Sahabiler bu durumu Peygamber Efendimiz’e anlattılar. O şöyle buyurdu: “Allah’ın da onu sevdiğini kendisine haber verin. (Buhârî, Tevhid, 1)

Üçüncü âyet:

O doğurmamış ve doğmamıştır.”

Bu ifade aynı zamanda bir önceki âyette geçen “Allah Samed’dir” sözünün açıklamasıdır. Doğurmak ve doğmak; yani çocuk edinmek ve birinin çocuğu olmak yaratılmışların özelliğidir. Yaratan için böyle bir şey düşünmek imkânsızdır. Ama ne yazık ki müşrikler, “meleklerin Allah’ın kızları olduğunu” iddiâ etmişlerdir. Hıristiyanların bir kısmı ise “Mesîh (İsâ) Allah’ın oğludur” diye O’na iftirada bulunmuşlardır. Yine Yahûdiler’den bir kısmı ise Hz. Üzeyr adındaki peygamberleri için “Üzeyir Allah’ın oğludur.” diye iddia etmişlerdir. Bütün bu inanışlar yüce Allah’ı yanlış bilmekten, O’nu yaratılmışlara benzetmekten kaynaklanır. Allah’ın oğlu veya kızı olması demek, onun ihtiyaç sahibi olması demektir. Halbuki bir önceki âyette “es-Samed” buyurarak, hiçbir şekilde ihtiyacı olmadığını bildirmektedir. Yine Allah Teâlâ, “doğmamıştır” buyurur. Biliyoruz ki doğan her şey sonradan meydana gelir.

Dördüncü âyet:

O’nun hiçbir dengi yoktur.”

Bu âyette başka varlıklarda ilahlık olduğunu iddia edenlere karşı “O’nun hiçbir dengi yoktur” buyrulmuştur. Yani Rabbimiz’in zatında, sıfatlarında ve işlerinde hiçbir dengi ve benzeri yoktur. Her şeyi Allah yaratmış iken yarattıklarının O’na denk olması asla düşünülemez.

Bu sûrede insanların yüce Allah hakkındaki bütün yanlış inançları düzeltilmiştir. Allah Teâlâ’ya karşı doğru bir inanç sahibi olmaları hatırlatılmıştır.

İhlâs (kurtuluş) sûresi, kişiye Allah Teâlâ karşısında samimi olmayı öğretir. İhlâslı kişi; ibadetlerinde, davranışlarında, sevgisinde Allah’ın dışındakileri düşünmekten, onlar için iş yapmaktan kurtulmuştur.

***

“Ya Rabbi! Beni Sana karşı ihlâslı bir kul yap.” (Ebû Dâvud, Vitr, 25)

Allah için yapılması gereken ibadetleri, başkaları beğensin diye yapmaya riya; yani gösteriş denir. Müslüman, her işinde gösterişten kaçınmalıdır. Resulullah Efendimiz, “Sizin için en çok endişelendiğim şey, küçük şirk; yani riyadır (Tirmizi, Hudut, 24)” buyurur. Yine “Kim duyulsun diye bir iş yaparsa, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Kim de gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır” (Müslim, Zühd, 38) buyurmuştur.

***

Rasûlullah (s.a.v) buyurdu:

“Her kim evine girdiği vakit, ‘Kulhüvallahu ehad’ sûresini okursa (bu sûre) o evin halkından ve komşularından fakirliği uzaklaştırır.” (Taberânî, Kebîr, II, 340)

Peygamberimiz buyurdu:

“Kim ‘Kul hüvellahu ahad’ sûresini on kez okursa onun için cennette bir köşk yapılır. Kim onu yirmi kez okursa ona cennette iki köşk yapılır. Kim de bu sûreyi otuz kez okursa ona Cennet’te üç köşk yapılır.”

Hz. Ömer şöyle dedi:

“Ey Allah’ın Peygamberi! Allah’a yemin olsun ki biz de köşklerimizi çoğaltırız. (Sûreyi daha çok okuruz.)

Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu:

“Allah’ın lütfu ve ihsanı bundan daha geniştir.” (Dârimî, II, 551)

Vidolar:

*(Bizi Seven Var 117. Video “Allah-Esma-ül Hüsna-TRT Avaz 7 Dk” 9.Sınıf 26.Ders)

*(Bizi Seven Var 117. Video “Esma-ül Hüsna (Ehad-Samed)-Engin Noyan 2 Dk” 9.Sınıf 26.Ders)

*(Bizi Seven Var 117. Video “Kelime-i Tevhid’in Mânâsı Nedir-Yunus Emre-Trt 5 Dk” 9.Sınıf 26.Ders)

*(Bizi Seven Var 117. Video “Bilal-i Habeşi’nin Duygulandıran Hayat Hikayesi 10 Dk” 9.Sınıf 26.Ders)

*(Bizi Seven Var 117. Video “İhlas Suresi Tefsiri-Ali Küçük 53 Dk” 9.Sınıf 26.Ders)