İNSANIN ARAYIŞI
İnanma İhtiyacı Ve Arayış
İnsanda bulunan güzel ahlak, vakar, şeref, cömertlik, fazilet, inkârdan değil, hep bu yüce Allah’ın mevcudiyetinden doğar. Fıtri olarak insanın içinden gelen Allaha yalvarış hissi, ondan yardım dileme ihtiyacı ve O’na yaklaşma arzusu, dindarlığın insanda yaratılıştan mevcud olduğunu gösterir. İlimde bunu kabul etmek mecburiyetindedir.
İnsanın kendisini bilmesi, kendisine dönmeyi düşünmesi, meselenin kilometrelerce uzağından değil içine girmesi, sathi olmayan her şeyi ince elekten eler gibi tefekkür edip düşünmesi,
Ben kimim? Neyim? Nasıl var oldum?
Beni gönderen kim?
Ben ve âlem nasıl meydana geldi?
Nedir bu işler?
Nedir bu geliş gidişler? Bu insanlar neden ve nasıl doğdu? Niçin ölmektedirler?
Bu işlerin bir sonu var mı?
O sonunda bir sonu mu, bir başlangıcı var mı?
Nedir bu dolup boşalmalar?
Yoksa tecrübe mi oluyoruz?
Yapan kim?
Neden şu insanlar hep ondan bahsediyor, bende düşünüyorum?
Neden içinden çıkamıyorum? Yoksa çıkılmaz mı? Oysa inkâr öyle bir çıkılmaz ki, bir anlık değil, her anlık bir ölüm ve bocalama hali. Acaba inanmakla bazı sorumlulukların yüklenilmesi mi ağır geliyor? Yoksa hayvanca yaşayıp da, zahiren bir lezzet mi aranıyor?
Peki, ebedi bir azap için değer mi bu geçici lezzetler? Lezzet gitmekle şimdiden yerini eleme terk etmektedir.
Hiçbir şey kendiliğinden olur mu? O halde ya bu koca âlem?
***
İnkâr, reddetmektir, kabul etmemektir, inkâr etmek için gözünü kapamak, kulağını tıkamak, başını çevirmek ve “İnanmıyorum” demekten başka pek az şeye ihtiyaç vardır. İnanmak ise, bunun çok ötesinde şeyler ister.
“Kime inanıyorum? Niçin inanıyorum? Nasıl inanıyorum?” gibi sorularla başlar inanan adamın macerası.
Sorular cevaplarını bulduğunda, inanan adam yeni soruların peşine çoktan düşmüştür bile.
Onun “İnandım” dediği an, bir yolculuğun sonu değil, ancak başlangıcıdır.
Sonrası, inandığını tanımakla geçer.
İşte onun için bu dünya üzerinde bir güzelliğin peşine düşürülmüştür insan.
insanı irşad edip hidayetine vesile içindeki gerçeği arama özlemini uyandıran küçük şeyler
Büyük zatlardan biri, “Beni bir kedi irşad etti” diyor. “Fare deliği önünde oturmuş, gözünü bir noktaya kırpmadan, pür dikkat bakıyordu!
Bu hidayet ânı, bir gizi saklıyordu. Acaba ne vardı o coşkulu bakışta?
Bazen de yaprağın tam ortasından çıkan, o ilginç çiçek, bu görevi üstlenir.
Hiç beklemediğin, ümit etmediğin insan, düşündüren çiçeğin oturup karşısına;
-HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLAMAK İSTİYORUM! der.
Tatmin olmamış öyle duygularımız var ki, küçük bir kıvılcım birden tutuşturur onu. Senelerce biriken, kaçıp gizlenen yaşlar, bir nisan yağmuru gibi, boşanıverir birden.
İnsan istediği kadar “inanmıyorum” desin. Kaderin planıyla, biri bir başka türlü erişir, biri de başka türlü, kucaklar uyanışı.
Yeter ki gerçeğe özlemi içinde yaşatsın insan!
***
CAT STEVENS/YUSUF İSLÂM
“İman, bir arı gibi insanın tavrına göre, Allah’ın takdiriyle balını dolduracak kalpler arar durur. Böylece cennetin anahtarı olan bu cevher, Peygamberin amcası olan Ebu Leheb’i bırakır da, İngiltere adasının sisli sokaklarında gider, pop şarkıcısı Cat Stevens’i bulur.” (Kemal Ural)
“1975’te kardeşim, Kudüs’ten bana bir Kur’an getirdi. Fatiha Suresi’ni okuduktan sonra, mesajın evrenselliğini anlamaya başladım. Daha önce karşıma çıkan hiçbir kitap gibi değildi. Kelimeler garip bir şekilde bana tanıdık geldi. Sanki bu kitap benim için gönderildi duygusu içimden aktı. Okyanusunu bulmuş bir ırmak gibiydim… Sonunda mükemmel yolu buldum. Bu yol, bütün düşüncelerimi ve inançlarımı daha önce hayal bile edemediğim bir din ile yani İslâmiyet’le birleştirdi.” (Cat Stevens/ Yusuf İslâm)
“Ben, çevreme uymadığım için doğru yolu buldum.” (Cat Stevens/ Yusuf İslâm)
***
“Kulun olarak doğmasaydım, kendiliğinden gelir, fahrî kulun olurdum Allah’ım!..” (Arif Nihat Asya)
“Rabbim beni yakacaksa, kendi aşkının ateşiyle yaksın.” (Ahmed Remzi Dede)
“Allah’ı, aldığın nefesten daha sık hatırla.” (Epiktetos)
“Allah’ım; kapına vardırmayacak yollara sapmaktan beni koru!” (Mevlânâ Cami)
“Faniliğe çok önem veren ve dünyanın hiçliğini görerek kendilerini kaybeden insanlara hayret ediyorum. Biz dünyada niçin yaşıyoruz? Faniliği sonsuzlaştırmak için değil mi?…” (Goethe)
***
“Güzelliğe dair ne varsa Sen’den gelir, Sen’dendir.
Sen’den başka seven ve sevilen yoktur.
Neye bakılsa Sen görünür
Sen duyulursun.
Kâinatta tecelli eden Sen’sin
Sen’in bin bir ismindir.”
(Salaman İle Absal-Molla Camii)
Videolar:
