Featured Video Play Icon

Sevginde Huzur Var 31-Video “Kıyamet’in Mümkün Olması Ve Ebedi Hayatın Var Olması” Gençler Ve Büyükler 20.Ders

ALLAH’A İMAN ÂHİRETE İMANI DA GEREKTİRİR.

Nasıl bir idareci dürüst çalışan ve başarılı olan memurları mükâfatlandırır, isyan eden ve sûistimal yapanları da cezalandırır­sa Allah da emrini tutan kullarını mükâfatlandıracak, dinlemeyen­leri de cezalandıracaktır. Bu da bütünüyle ancak âhirette gerçekle­şebilir. Demek ki Allah’a iman âhirete imanı da gerektirir.

AHİRET’İN VE DİRİLİŞİN YARATILMASI

Allah (cc), bu varlığı yıkıp yerine daha mükemmelini yaratacağını, Aziz elçisi ile haykırıyor. Kim, hangi güç ve yetki ile hangi mantıkla ve neye dayanarak: “Olur mu, olmaz mı?” münakaşasını yapabiliyor?

İki çocuk, marangozun gözü önünde münakaşaya daldılar:

“Marangoz amca, bu masayı kırabilir mi kıramaz mı? Yeni­sini yapabilir mi yapamaz mı?”

Bu sözleri duyan marangoz çocuklara ne der? Bu çocukların marangoza karşı tavırları ne ise, insanın:

“Allah (cc) bu varlığı yıkabilir mi, yıktıktan sonra yenisini yapabilir mi?” demesi aynı şey.

Marangoz, yaptığı ‘bir sandalyenin yenisini, -tecrübe kazandığı için- daha da iyisini yapabilir. Allah (cc) ise, tecrübe kazanmaktan münezzeh ola­rak, bu varlığın daha mükemmelini yapar ve yapacak.

KIYAMET’İN MÜMKÜN OLMASI VE EBEDİ HAYATIN VAR OLMASI

Bizlere kıyametin mümkün olduğunu bildiren belirti depremdir. Dünyanın çekirdeği akkor halinde maddelerle doludur. Biz bunları, yanardağlarının patlaması, neticesinde görüyoruz. Bu maddeler çeşitli yollarla yeryüzünü etkiler. Mesela, insanı dehşete düşüren korkunç sesler çıkarır. Depremlere sebep olur. Mavi denizlerimizin ve modern binalarla teçhiz edilmiş medeni şehirlerimizin altında çılgınca alev­lenen bir cehennem vardır. Başka bir ifade ile bizler yeryüzünün bütün nizamlarını, ortadan kaldıracak, her an patlamaya hazır büyük dinamit lokumunun üzerinde bulunuyoruz.

Saat var, yirmi dört saatte bir kurulması gerekli. Saat var, haftada bir kurulması yeterli. Saat var, yılda bir kuruluyor. Saat da var ki, kurulmaya hiç ihtiyacı yok; otomatik. Metal yorulma­sı da olmasa, sanki ölümsüz olacak… Yaratılışında, dünyanın kuruluş müddeti belirlenmiş. Müddetini bilmiyoruz. Ama bir gün durmaya mahkûm olduğunu anlıyoruz. Bütün şartlar bunu gösteriyor. Bu dünya sistemini belli bir zaman için kuran güç, bu defa, -tabiri caizse- bu sistemin tam otomatiğini kuracak. Atomlarını da hiç yorulmaz özellikte yaratacak. Kendi Zatının, “HAYY” ve “KAYYUM” iyetinin gölgesinde o hayatın varlığı­nı devam ettirecek. Ve böylece, Cenâb-ı Hak’ın bekasının gölgesine sığınan bu hayat, ebediyen var olacaktır.

Yeni ve ebedî hayatın varlığını inkâr etmek için, ya zırde­li, ya tam cahil, ya da taş beyinli olmak gerekir. Bu yeni halatı inkâr etmeye hiçbir sebep yoktur. Düşündükçe, okudukça, ahiretin varlığını, mutlaka olacağını anlatan ve gösteren sebeplerin sayısız olduğu net olarak görülecektir.

Bundan yüz elli sene önce, mevcut insanların hiç birisi yoktu, işte şimdi hep beraber varız. Bundan yüz elli sene sonra da mevcut insanlıktan bir tek fert kalmayacak. Daha sonra, daha da fazlası ile dünya insanla doldurulacak. Tümden yok, tümden ve yeniden var. Gördüğümüz bu olay, bir anda olacak. Yeni­den diriliş ile göz göze geleceğiz.

Altmış trilyonluk hücre ordusu, insan vücudunun ölümü ile istirahate çekiliyor. Hz. İsrafil (as)’ın sûru ile: “Görev başına marş” denecek ve bu ordunun erleri hemencecik yerlerini alacaklar; istirahate çekilmiş askerlerin, komutanlarının düdüğü ile hemen toplanıp yerlerini almaları gibi.

Nasreddin Hoca’ya sorulmuş: “Kıyamet ne zaman kopa­cak?” Hocaefendi: “Hanım ölünce küçük, ben ölünce büyük kıyamet kopacak” demiş.

Bir tünele girmeden önce, birisi bize, bu tünel arkasında mükemmel bir şehir olduğundan bahsetse, tünelden çıktığımızda hakikaten bahsedilen şehri görsek ve bu şehirde bir müddet kalsak; daha sonra şehrin öte başındaki ikinci tünel bize gösterilse ve bu tünel arkasında da bu şehirle kıyas edilemeyecek diğer bir şehrin varlığından bahsedilse ve biz bu haberi kabul etmesek, ne derece divanelik etmiş oluruz. İşte birinci şehir dünya, ikinci şehir ise ahirettir. Ana rahminden bu dünyaya gelen insan, kabir yoluyla ahirete yolcudur. Buna inanması veya inanmaması onun yolculuğuna tesir etmez. Fakat ahirette ki istasyonlar, “cennet” ve “cehennem” olmak üzere iki tane olduğundan, bu yolculuğun hangisinde biteceğine tesir eder. Dünya gemisi üzerinde bir an seyahat eden insanın, “Ben ahirete gitmem” demesi ne kadar ahmakçadır. Bu gemi ahirete gitmektedir. Gitmemeye kudreti yeten varsa, buyursun aşağıya insin.

Videolar: