Featured Video Play Icon

Sevginde Huzur Var 20-Video “İmansızların Sonu Ve İnsanın Acizliğini İdrak Etmesinin Önemi” Gençler Ve Büyükler 9.Ders

İMANSIZLARIN SONU VE İNSANIN ACİZLİĞİNİ İDRAK ETMESİNİN ÖNEMİ

Şeyh Şeybân-ı Râ‘i Hazretlerinin Kerâmetleri.

(Şeybân-ı Râ‘î: Büyük velîlerdendir. Gazâlî hazretleri İhyâ-i Ulûm adlı kitabında, İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin bu velînin huzurunda bir mektep çocuğu gibi oturduğunu, ona suâller sorduğunu, bu hâle şaşanlara da; “O, ledünn ilmini bilir!” dediğini yazar. Hz. Mevlâna, Şeybân-ı Râ‘î hazretlerinden Mesnevi’nin birinci cildinin 856. beytinde ve ondan sonra gelen beyitlerde bahsetmiştir. Bu büyük velî Mısır’da vefât etmiş ve İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin mezarı yanına defnedilmiştir.)

  • Şeybân-ı Râ‘î, cuma namazı vakti gelince inatçı kurt girmesin diye, sürünün etrafına bir çizgi, bir hat çekerdi.
  • Ne koyunlar o çizgiden dışarı çıkabilirlerdi, ne de yırtıcı bir kurt veya bir hırsız o çizgiden içeri girebilirdi.
  • Hûd (a.s.) da, bu şekilde Hakk’a sığınarak, yalvararak bir dâire çizmiş, o dâire içinde kalan yakınları, kendisine uyanlar o korkunç kasırgadan korunmuştu.

Hûd (a.s), bugünkü Yemen’de oturan Âd Kavmi’ne peygamber olarak gönderilmişti. Kendisine isyân eden, imana gelmeyenleri yedi gece, sekiz gündüz devam eden çok şiddetli bir kasırga ile mahvetmişti. Kendine inananları toplamış, onların etrafına bir dâire çizmiş. Rüzgâr, kasırga o dâireye gelince bahar rüzgârı gibi tatlı tatlı esermiş.

  • Hz. Hûd onlara dedi ki: “Sekiz gün, bu çizginin içinde rahatça oturun da, dışardaki korkunç azabı seyredin!”
  • Çizginin dışında kalan imansızları kasırga havaya kaldırıyor, yere, taşlara çarpıyor, etlerini kemiklerinden ayırıyordu.
  • Onların bir kısmını havada birbirine vuruyor, kemiklerini paramparça ediyor; sonra haşhaş taneleri gibi yere saçıyordu.
  • Dehşetinden göklerin bile titrediği o azabı, o kahrı anlatsam, Mesnevî’ye sığmaz!
  • Ey kasırga, ey korkunç rüzgâr! Eğer bu dehşetli hâlleri kendi tabiatına uyarak, kendiliğinden yapıyor isen, Hûd’un çizdiği çizgiden, dâireden de içeri gir bakalım!
  • Ey tabiata inanan, aklına güvenen kişi! Tabiattan üstün olan Allah’ın bu kudretini, bu saltanatını gör!

Tabiata inanan; kendini felsefî düşüncelere kaptırmış, hâdiseleri kendi akıl terâzisi ile ölçen kişidir. Bu kişi; gerçek bir hâdisenin kıssasını anlatan âyetleri görmezlikten gelir, onlara inanmaz.

Ziyâ Paşa ne güzel söylemiş:

“İdrâk-i me’âli bu küçük akla gerekmez,

Zîrâ bu terâzî o kadar sikleti çekmez!”

  • Sen; âciz kalmışsın, şaşırmışsın! Bu âcizliğinin, bu çaresizliğinin sebebini de anlamıyorsun! Senin bu âciz hâle düşüşün, çaresiz kalışın; kıyâmet gününün getireceği âcizliğin, çaresizliğin bir aksidir, bir nümûnesidir!
  • Ey inatçı kişi! Senin önünde aczler, çaresizlikler var; gizli hâllerin meydana çıkacağı ân geldi, sanki kıyâmet koptu!
  • Hayran oluşu, âciz kalışı kendisine mânevi gıda edinen kişi ne mutlu kişidir! Bu hâle gelen kişi, iki âlemde de dostun himâyesinde, gölgesinde uyumaktadır!
  • O; bulunduğu zamanda da, gelecek zamanda da aczinin idrâki içindedir! O, ölmüştür, kendini yok sanmaktadır! (Mesnevi Tercümesi-Hz. Mevlana-Şefik Can-6.Cilt-Ötüken Yayınları)

Videolar: