Featured Video Play Icon

Bizi Seven Var 51. “Karşı Kıyı-Peygamber Gerekli-Her Şey Kur’an’dâ Olduğuna Göre, Âlimlere Ne İhtiyaç Var?-Çaresiz Dert” 10.Sınıf 10.Ders

KARŞI KIYI

(Peygamberlerin Gerekliliği)

Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

“Üstad,” diye sormuş. “Peygamberlere ne gerek var, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.”

Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan cevabını vermiş:

“Ne diye vapura bindin ki?!  Yüzerek geçsene karşı kıyıya”

Ahiret yolculuğunun selametle tamamlanabilmesi için dünya gemisinin klavuz kaptanı olan peygamberlerin rehberliğine insanların ihtiyacı vardır.

PEYGAMBER GEREKLİ…

Ona uymak, izince yürümek… Nurundan yararlanarak düşünmek… Şu sınırlı dünya­mızın maddi kalıplarından görünmez âlemlere pencere­ler açan insandır o… Sınır ötesi dünyaların varlığını ha­ber verendir… Yaşadığımız dünyanın anlamını bildirendir… Yaratıcının iletilerini yayarak akıllara yol gös­teren özel insan… Büyüklenmeyi bırakıp onu dinle­yenler kurtuluyor… Hem bu dünyada mutlu oluyor, hem de öte dünyada…

Şöyle bir misalle anlatmış olalım:

Cami âdâp ve erkânından uzak yetişmiş bir insan düşünelim. Bu insanı alıp, muhteşem bir camiye sokalım ve ondan caminin içinde gördüklerini değerlendirmesini isteyelim… Şüphesiz bu insan, gördükleri karşısında şaşkın şaşkın bakacak ve bize hiçbir değerlendirme yapamayacaktır. Minber ne işe yarar, mihraptaki hikmet nedir, kürsüde ne yapılır bilemeyecektir. Hele insanların bir imam arkasında saf durup aynı sesle eğilip kalkmalarına hiçbir mânâ veremeyecektir. İsterse bu insan başka sahalarda deha çapında uzman olsun, bu konuda, cami âdâb ve erkânı ile alakala az çok bilgi almış veya tecrübe edinmiş bir çocuk kadar dahi düşüncelerini bir araya getirip, doğru-dürüst bir şey söyleyemeyecektir. Zira bir öğreten olmadan, bir caminin ne işe yaradığının ve onun içindeki eşyaların hangi gayelere hizmet ettiğinin bilinmesi imkânsızdır. İşte, Nebi’nin öğretmesinin dışında kâinat mescidine giren insanın durumu da bundan farksızdır. O, her bahar mevsiminde binlerce, milyonlarca çeşit bitkinin yeşermesini, dal-budak salıp gelişmesini, çiçek açıp meyve vermesini görecek; ancak bütün bu olanları şaşkınlığından dolayı tabiatla izah edecektir. Gökyüzünde sayısız denecek kadar yıldız ona göz kırpacak ama o, bu baş döndürücü ahengi izahta işi “doğa kanunu”na dayayacaktır. Fizik, kimya ayrı ayrı dillerle ona eşya arasındaki âhenkten, nizamdan ve hiçbir şeyin başıboş olmadığından bahsedecek; fakat o bu oluşu eşyanın kendisine verecektir.

Durum böyle olunca, bu kâinat kitabını anlayamayışımız gayet normal ve bu birbiri içine girmiş meseleleri bizlere izah edecek muallim ve mürşitlerin bulunması mutlaka zaruridir. İşte bu muallimlere biz “Peygamber”, onlarla beraber gelen kitaplara da “ilâhî kitaplar” adını veriyoruz.

Her şey Kur’an’dâ olduğuna göre, âlimlere ne ihtiyaç var?

HER ŞEY Kur’an’da olduğuna göre, mezhep imamlarına ve diğer İslâm ulemasına ne ihtiyacımız var?” diyen­lerin bu fikirlerinin ne derece mantıksız ve saçma olduğu­na bazı misallerle bakmaya çalışalım:

Bizler, Hâlık-ı Hakîm’in şu kâinat kitabında kudret kalemiyle yazdığı âyât-ı tekviniyesinden, kendi aklımızla çok cüz’i şeyler” anlayabildiğimiz gibi, Kur’ân-ı Kerîm’i sadece okumakla veya âyetlerinin muhtasar mânâlarına nazar etmekle de çok az şey anlayabiliyoruz.

Kâinat kitabını muhtelif veçheleriyle bizlere ders veren mütefennin kimseler ve keşşâf zatlar olduğu gibi elbette ki, Kur’ân-ı Kerîm’i de bizlere ders verecek âlimler ve müçtehitler olacaktır.

Âmi bir insan, güneşi bir elma kadar zannederken, bir kozmoğrafyacı âlim, o güneşin bu dünyadan bir milyon defadan ziyade büyük olduğunu görebilmektedir.

Yine, okuma yazma bilmeyen bir adam, kanı, kırmızı bir su olarak görürken, bir doktor o kan içindeki milyarlarca alyuvar ve akyuvara nazar edebilmektedir.

Bir insan, bir nehre baktığında sudan başka bir şey göremezken, bir elektrik mühendisi o nehrin arkasında şelaleleri ve o şelalelerin arkasında ise elektrik cereyanını gö­rebilmektedir.

Kimya ilminden bihaber olan kimse bir bitkinin yüzüne bakarken, o fende terakki etmiş bir zât, nebatatta gizli olan birçok hazineleri ortaya çıkarmakta ve bir eczacı ise onlardan ilâç yapmaktadır.

Şimdi, bir adam eczaneden ilâç almayıp, “mademki bütün ilâçlar çeşitli bitkilerden yapılıyor; o halde bu ilâçları bir eczacıya başvurup almak yerine bunların menbaından istifade edeceğim” diyerek, dağlara çıkıp ot toplasa ne derece divanelik etmiş olur, kıyas ediniz.

ÇARESİZ DERT

Hz. İsa’yı hızlı hızlı giderken görenler, onun bu hâ­lini merak edip nedenini sormuşlar:

“Ahmaklardan kaçıyorum” buyurmuş.

“Siz, Allah’ın izniyle, ölüleri dirilttiğiniz, körlerin gözlerini açtığınız, hastalıklı vücutlara sıhhat, cüzzamlılara da şifa verdiğiniz halde, ahmaklardan niçin kaçı­yorsunuz?” dediklerinde ise, şunları söylemiş:

“Bu saydıklarınızın çaresi vardır ama ahmaklık­tan kurtulmanın çaresi yoktur. Zaten, peygamberle­re iman etmeyenlerin çoğu da ahmak ve inatçılardır…”

Videolar:

*(Bizi Seven Var 51. Video “Peygambere Ne Gerek Var-Abdussamet Öztan-Risale Ofis 6 Dk” 10.Sınıf 10.Ders)

*(Bizi Seven Var 51. Video “Peygamberliğin Gerekliliği-Deistleri, Peygamberlere İman Ettiren Video-Feyyaz Tv 35 Dk” 10.Sınıf 10.Ders)