TANRI, İKİNCİ BİR TANRI YARATABİLİR Mİ?
Bir sürü soru üretiyorlar… Bana da gönderiyorlar bazen… Bir kısmını kendim yanıtlayabiliyorum, ama bir kısım soruların yanıtını bulamıyorum… Gerçi seziyorum, bir yerinde bir çürüklük var, ama neresi, bulamıyorum… Bu da kuşku içinde bırakıyor beni… Tanrı kendini yok edebilir mi..? İkinci bir tanrı yaratabilir mi..? Kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir mi..? Daire biçiminde bir kare yaratabilir mi..? Evreni yaratmadan önce neredeydi..? Tanrı düşünebilir mi..? Tanrı kendini yok edebilir mi? Dişe dokunur olanlar bunlar işte… Gerisi saçma, konuşmaya değmez…
“İnanmamak için bahane üretiyorlar” desen daha doğru olurdu! Ya da imansızlıklarına kılıf dokuyorlar… Ya da içleri rahat değil, sorulan soruya yanıt verilemezse kendilerini rahat hissedecek, “bak, haklıymışız.” diyecekler ya da kendilerini yalnız hissetmemek için sayılarını artırmaya çalışıyorlar… “El ile gelen düğün bayram” diyecekler… Ya da…
Diyelim ki sen de, ben de bu sorulara yanıt veremedik… Bizim bilmeyişimiz onun olmayışına kanıt olamaz ki… Bizim yanıtlayamamamız onları haklı çıkarmaz ki… Eskiden bu tip felsefeciler varmış, sürekli sorular üretir, aralarında tartışırlarmış… Zihnin sakız çiğnemesi gibi bir şey! “sofistike” sözü de onlara dayanıyor…
Gelelim şimdikilerin safsatalarına… Önce şu iki noktayı hatırla: Bir, soru biçiminde söylenen her cümle soru değildir… Mantık kurallarına uymuyorsa soru olamaz… Kendi kendini çürütür… İki, Allah’ın da bir tanımı vardır, bu tanıma uymayan, Allah olamaz… nedir tanımı? İhlas suresinde var… Bir, tek, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, yaratılmayan, dengi bulunmayan, tüm isimleri, sıfatları sonsuz olan… Tanımı unutmaksızın soruları alalım elimize… Hepsinde aynı aldatmaca var aslında… Zatında mümkün olmayanı mümkün kabul edip soruyu ona bina etmek…
“Tanrı, ikinci bir tanrı yaratabilir mi?” Bu soru yanlıştır… Çünkü ikinci bir tanrı olamaz, Allah tektir, sonsuz olan başkasına var olma imkânı bırakmaz… Olması imkân dışı olunca “yaratabilir mi” diye sormak saçma…
“Kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?” Allah’ın kaldıramayacağı taş olamaz ki “yaratabilir mi?” diye sorulsun…
“Daire biçiminde bir kare yaratabilir mi?” Kare biçiminde olan, karedir! Soru kendi içinde çelişkilidir, kendini çürütüyor, olması mümkün olmayanın yaratılmasından söz edilemez…
“Tanrı, evreni yaratmadan önce neredeydi?” Allah için “önce” yoktur, çünkü zamanı hatıra getirir, Allah, zamanı yaratandır, zamanın içinde olamaz, zamana mahkûm da değildir, evren yokken zaman da yoktu,
“Allah nerede?” diye sorulamaz, çünkü bir yerde olmak maddenin, cismin özelliğidir, Allah ise, ne maddedir, ne de cisim… Soru saçma…
“Tanrı düşünebilir mi?” İnsan, bilmek için düşünür, bilinenlerden hareketle bilinmeyeni bulmaya çalışır, düşünmeye gereksinimi vardır onun… Allah ise, her şeyi bilir…
“Tanrı kendini yok edebilir mi?” Allah, yok olması muhal, imkânsız olandır… Bu nedenle bu soru sorulamaz… Yok olması olası varlıklar için sorulacak bir sorudur bu…
Farkına varmışsındır belki, aslında bütün soruların yöntemi aynı… Allah’a, Onun tanımıyla ilgisi olmayan bir özellik veriliyor, soru buna dayandırılmaya çalışılıyor… Bütün sorun, Allah’ı nitelikleriyle bilememekte, tanıyamamakta… Bu olmayınca zihin kuruntularla doluyor.
Videolar:
*(Bizi Seven Var 33. Video “Beyin Yakan Paradoks Sorulara Efsane Cevap-Kafaya Takılanlar-Sözler Köşkü 7 Dk” 8.Sınıf 6.Ders)
*(Bizi Seven Var 33. Video “Allah Kaldıramayacağı Bir Taşı Yaratabilir mi?-OHakikatO 6 Dk” 8.Sınıf 6.Ders)
