Bizi Seven Var. “Sevilmek İçin Çalışmak Gerek” (Makale) 3.Sınıf 6.Ders

“BİZİ SEVEN VAR”

Sevilmek İçin Çalışmak Gerek

“Çocukların durumu, karanlık memleketlerde yaşayış gibidir…”

Hazreti Zülkarneyn, hem Peygamber hem de Padişah olup, askerleriyle bir gün giderken, karanlık bir memlekete uğradıklarında askerlerine der ki, bu memleketin içinde ölümsüzlük suyu vardır. Her kim o suyu içip, o su ile yıkanır ise, asla ölmez ve ihtiyarlamaz. Bir de bu memlekette bazı taşlar vardır ki onları alan da pişman, almayan da pişman olur.

Ölümsüzlük suyuna, Hazreti Hızır ve Hazreti İlyas Aleyhisselâm rast gelip, içip yıkanmışlar, onun için onlar hâlen sağdırlar…

İşte bu karanlık memleketten geçerken askerlerden bazısı bu taşlardan az, bazısı çok almış, bazısı da hiç almamış. Fakat karanlık memleketten ayrılıp aydınlığa çıktıklarında görmüşler ki topladıkları taşlar; yakut, zümrüt, elmas gibi değerli taşlar değil miymiş? İşte bu yüzden çok alanlar “ne olaydı da daha çok alsaydık”, az alanlar, “biraz daha fazla alsaydık”, diye yakınırlarken, hiç almayanlar ise ‘keşke biraz olsun alsaydık”, diyerek pişman olmuşlar.

Bu hikâyeden de anlaşılıyor ki çocukların durumları karanlık memleketlerde yaşamak gibidir. Büyüyüp de akılları erdiği vakit, çok çalışıp okuyup yazan, güzel ahlâk ve terbiye ile süslenen, yani ilim ile kendisini süsleyen âlimler; “keşke biraz daha çalışsaydık” derler. Biraz çalışanlar ise “keşke daha çok çalışsaydık!” diye hayıflanırlar. Hiç çalışmayıp okumayanlar da “keşke biz de birazcık okuyup yazsaydık!” diye pişman olacakları, çok açık ve anlaşılır bir durumdur.

Çalışanlar ise kendilerinin ömürleri yüz sene olup hep çalışsalar, yine çalışmaya doyamazlar. Sonunda vücutları Hazreti Hızır ve Hazreti İlyas Aleyhisselâmın vücudları gibi olup ölümsüzlüğe kavuşur.

Ama dünyaya gelip de ölmeyen yoktur, denilir ise, çocuklar şunu çok iyi bilmelidirler ki, Allah’ın sevgisine mazhar olan evliyalar yâni ilim sahipleri, ustalık ve maharet ölmez. Belki geçici dünyadan sonsuz âleme taşınır, aynen İstanbul’da Eminönü’nden Üsküdar’a geçer gibi, kendi isteğiyle gider. Zannedilmesin ki bu toprak onların vücudunu çürütür; çürütmek bir yana belki de besler. Nitekim “Delâil-i Hayrât” adlı eserin yazarı olan Süleyman el-Cezûlî Hazretleri’ni vefatından yüz sene sonra, kabrinden çıkarıp Merakeş’e (Fas ülkesinde bir şehir) naklettikleri zaman, vücudunun sağ bir insanın vücudu gibi hiç bozulmamış olduğunu görürler.

Öyle ama biz onun gibi olamayız, denilmesin. Çünkü büyük, çok yüce ve nimeti çok bol olan Allah; her kuluna yardımını, cömertliğini bol bol verdiği, gün gibi açık ve belirgindir. Görülmez mi ki, bize fazlasıyla merhametli olduğundan, bizi çok sevdiğinden dolayı Hazreti Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem)’i bizlere Peygamber olarak gönderdi ve onun aracılığıyla yine bize hak ve hakikati, kötü ve yanlışı öğrenmemiz, ayırt etmemiz için Kur’an-ı Kerim’i kitap olarak verdi. Çünkü rahmeti ve merhameti çok olan Yüce Allah, bizim dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmamızı istiyor.

Diğer taraftan Yüce Allah, bizim ibadetimize, kulluğumuza ve ahlâklı olmamıza, bilgi ve becerimize hiçbir vakit, hiçbir şekilde muhtaç değildir, yâni ihtiyacı yoktur.

Belki biz, en fazla övülmeye lâyık olan Allah’a, yeteri kadar kulluk yapamayarak, O’nun rızasını kazanmakta kusur ediyoruz.

Her ne kusur var ise bizdedir. Her şeyi bilen, her şeyi gören, af ve merhamet sahibi olan Allah kusurlarımızı, hatalarımızı affedip, bize lütuf (yardım, iyilik) ve rahmetiyle muamele eylesin. Âmin! (Çocuklara Arkadaş-Mehmed Şemseddin(Fahrettin Gün) Beyan Yayınları)

Videolar:

*(Bizi Seven Var. Video “Mustafa Yaratıcısını Anlatıyor 40 Dk” 3.Sınıf 6.Ders)