Featured Video Play Icon

Bizi Seven Var 69. “Arka Plan” 10.Sınıf 15.Ders

ARKA PLAN

Güzel bir daire.. Mutfağına bakıyorum, eşyaları mükemmel dizilmiş: buzdolabı, fırın, çamaşır makinası, bulaşık makinası ve diğer eşyaları ile estetik bir tasarımla donatılmış bir mekan..

Oturma odası daha da modem.. Mükemmel bir estetik ruhumu okşuyor. Ev sahibi ile birlikteyim bu güzel dairede..

Sohbet ediyoruz. Bir ara yanımdan uzaklaşıyor hane sahibi.. Mutfağa giriyor. Geri döndüğünde soruyorum:

-“Ne yaptın Ahmedim?”

Umursamaz bir eda ile:

-“Hiiiç…! Çakmağı çaktım, ocağı yaktım.. Çay demleyeceğim.”

Ahmet, samimi arkadaşım..

Onun ağzından çıkan “çaktım, yaktım” kelimeleri o an iç dünyamda bir mananın açılımına anahtar oluyor. Bir kıvılcım çakıyor gönlümde.. Bir hikmet düşüyor içime. Farklı boyutta bir açılım geliyor zihnime.. Bir müddet bu derinlikleri tefekkür ediyorum içten içe… Sonra, “Bu düşüncelerimi arkadaşımla paylaşmam lazım: hissiyatıma onu da ortak etmem lazım.” diyorum içimden.. Ama bir endişem var:

-“İlk çırpıda mesajlarımı anlayabilir mi? Sözlerimi dikkatle süzebilir mi?”

Kendi kendime,

-“Olsun anlamasa bile, hissesiz kalmaz. Ona anlatmam lazım.. İşin arka planını açıklamam lazım.” diye cevap veriyorum.

Bu iç muhasebeden sonra, arkadaşıma:

-“Çok rahat konuşuyorsun.. Şip şak. iş bitiren insanlar gibi.. ‘Çaktın ve yaktın’ ha..! Bu iş bu kadar basit mi? Bu işin bir “arka planı” yok mu?” diyorum.

-“Anlamadım. Ne arka planı?”

-“Bu kadar kolay mı bu iş?”

-“Evet, bunda ne var? Çaktım ve ocağı yaktım.

-“Bu işi daha derinliğine düşünemez misin?”

-“Ne derinliği..! Yapma Canım .! Bu işin derinliği mi olur?”

-“Hem de nasıl bir derinlik var arka planda, bir bilsen.!”

“Ne derinliği, ne arka planı..! Tutturmuş gidiyorsun arka plan., arka plan.. Nereden çıkardın bu arka planı…!

Ben onun hiddet yüklü sözlerine karşı hiç istifimi bozmadım. Israrımı sürdürdüm:

-“Şimdi söyle bakalım bana! ‘Çaktım ve yaktım’ cümlesi seni tatmin ediyor mu?”

-“Bırak, Allah’ını seversen, benimle dalga mı geçiyorsun? Senin başka işin yok mu? Aman Allah’ım ne cins insanlar var şu dünyada! Hayret doğrusu..!”

-“Asıl ben sana hayret ediyorum.. Ama zihnime gelen manaları ve fikrime açılan derinlikleri sen de hissetmiş olsaydın hiç böyle konuşmazdın.”

-“Allah, Allah..! Nedir zihnine gelenler? Söyle bakalım..!”

-“Beni dinlemeye sabır gösterirsen arka planı sana derinliğine açıklayabilirim.”

-“Haydi açıkla bakalım.!”

-“Şimdi seninle birlikte bir “vaka analizi” yapacağız.. Önce birkaç esas belirleyecek, sonra da analizi bu esaslar çerçevesinde derinleştireceğiz. Tamam mı?”

-“Anlamadım ama haydi senin dediğin gibi olsun!”

-“Başlıyorum!”

-“Başla!”

-“Birinci Esas: Her bina bir mekân üzerine inşa edilir. Mesela, her apartman bir arsa üzerine kurulur, ya da bir zemin üzerine oturtulur. Doğru mu?”

-“Doğru tabi!”

-“Bütün arsalar, Küre-i Arz üzerindedir. Küre-i Arz da Güneş Sistemi’ne oturtulmuştur. Güneş Sistemi de Samanyolu’nda konumlandırılmıştır. Samanyolu da kâinata istinad eder. Bu cümlelere katılıyor musun?”

-“Elbette.”

-“İkinci Esas: Her bina bir plan üzerine inşa edilir. Her bina için plan zorunludur. Binanın inşası için mimari proje çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bu da doğru mu?”

-“Evet.”

-“Üçüncü Esas: Her bina, çizilen mimari projeye göre inşa edilir. Bunu da biliyorsun herhalde?”

-“Evet.. Mühendislik ve yapı işlerini kast ediyorsun.”

-“Dördüncü Esas: Projenin hayata sokulabilmesi için gerekli kurumlardan ‘izin ve olur belgesi’ almak gerekir. Bunun için de pek çok hukukî işlem ve statüler gereklidir. Değil mi?”

-“Evet, doğru.. Doğru ama bu işlerin çakmak, yakmak kelimeleri ile ne alakası var? Bir türlü anlayamadım!”

-“Sabret, göreceksin..”

-“Ya sabır.!“

-“Beşinci Esas: Projenin bitirilebilmesi sermayeye ve finansman tedarikini zorunlu kılar. Bu esasa da katılıyor musun?”

-“Elbette.”

-“Altıncı Esas: Binanın iç donatımı ve ince işlerin tekmilinden sonra binada oturulabilir. Yani, cam ve pencere, boya, badana, çatı ve tecrid, aydınlatma, su şebekesi, kanalizasyon gibi birçok faaliyetlerin tamamlanması gerekir. Bunlar da doğru mu?”

-“Anladık.. Doğru, hepsi doğru.. Ağzından baklayı çıkart ne diyeceksen de..!”

-“Sabır.. Sabır.. Daha uzun gitmemek için kısa keseyim. Daha birçok iş, görev ve organizasyon tamamlandıktan sonra bina hizmete açılabilir. Şimdi bütün bu altyapılar bittikten sonra, apartmandan içeri girdiğimizi varsayalım.”

-“Şükür girdik..! Elhamdülillah..! Sonra ?”

-“Dairenin anahtarını aldık, kapıyı açtık, mutfağın içine girdik.. Mutfak boş.. Mutfağa pek çok şey lazım. Bütün gerekli beyaz eşyaları da aldık, getirdik. Ocak da tamam. Sonra, Rusya’dan gelen doğal gazı bağlattık. Mutfakta bütün donanımlar tamamlandı. Şimdi ne yapacağız?”

-“Kibriti çakacağız. Ocağı yakacağız.”

-“Ama bir şeyi unutmadık mı? Havada oksijen olmazsa, çakmak çakar mı, kibrit yanar mı? Evet, yanar mı?”

-“Doğru, yanmaz..”

-“Dur bir dakika.. İş bitmedi Bunun da arkası var?”

-“Allah Allah..! Ne arkası?”

-“Oksijenin arka planını düşünmek zorundasın..

-“Onunda mı arka planı var?’

-“Elbette..! Aygaz, Milangaz, İpragaz tesisleri var. Trilyonluk yatırımlar.. Bir avuç gazı depolamak için bu kadar masraf yapmışlar..

Şimdi şöyle bir düşün bakalım..!

Bu muhteşem semaya, şu engin atmosfere hava depolanmış.. Dünyanın yaratılışından beri bu hava uçup gitmiyor, azalıp bitmiyor.. Hem tüplerdeki pis kokulu gazlar gibi değil.. Mis gibi.. Göğüsleri ferahlatıyor, ciğerleri açıyor, içine inşirah düşürüyor insanın..

Düşünsene bunları…!

Hem, hava nimetinin de arka planı var.. O arkanın da bir arkası var..

Var..

Var..

Neyse, onlar kalsın..

Ama merak ediyorsan, bundan sonraki arka planları işin uzmanlarından öğrenebilirsin..

Evet, hakikat uzun gider. Şimdi şu sıraladığım esasları tek tek tekrar düşün. Bütün bu “esaslar” ve bu ayrıntılar zinciri tahakkuk etmeden bir çakmak çakılabilir mi, bir ocak yakılabilir mi?

Evet, “Çakmağı çaktım, ocağı yaktım’ ifadesi, basit sebep-sonuç mantığı içinde açıklanmış, çiğ bir kelam değil midir?

Bu içi kof ve boş kelimeler ile “nimetler zinciri” unutulmuş, akla bile getirilmemiştir!

Bu sığ bakış, bu sathi anlayış ile yüzlerce nimetler gözlerden kaçmış, adeta idraklerden silinmiştir.

Bu nedir, biliyor musun arkadaşım? Bu nedir?”

-“Nedir?”

-“Bunun adı ‘ülfet’tir. Baka baka, bakar kör olmaktır. Ülfet, insanları kör, sağır ve dilsiz yapmıştır..

Ne bakışlarda derinlik, ne kulaklarda teyakkuz, ne dillerde hikmet.. İşte ÜLFET! Sathi bir dünya.. Basit bir bakış..

Düşünsene bir.. Çakmak için doğal gaz lazım.. Kibrit için orman lazım.

Ya doğal gaza, ormana ne lazım?”

-“Doğru.. İşin gerçeği, bunları düşünmek zorundayız..”

-“Ben de bu gerçeği dikkatine sunmak için konuştum. Yoksa amacım seni kırmak ve incitmek değil Ahmedim…

Ama ağzından “çaktım-yaktım” kelimesi dökülünce, bir an izzetime dokundu bu ifadeler..

Şu ülfetin insanları nasıl perişan ettiğini düşündüm o an..

Düşündüm ki ülfet dehşetli bir bela.. Bir karanlık Yoğun bir sis ve öldürücü bir duman..

Ülfet içinde yaşayan bu asrın insanı, nimetlerin kadrini bilmiyor, nereden geldiğini düşünmüyor.

Nimetin gerçek sahibini hatırına getirmiyor çoğu zaman..

Hele bir de varlık ve serveti de varsa, olaylara hep madde gözü ile bakıyor. ‘Doğal gazı kullandım ama faturamı da ödedim’ diyor..

Ödediği fatura, Botaş’ın..

Ya nimetin asıl sahibinin faturası? Şu nimetleri yaratan bizden bir fiyat istemiyor mu? Şu nimetler sahipsiz mi, batık mı? Yolda mı bulduk? “

Heyhat..! İşte ülfet böyle canım kardeşim..

Ülfet, şükür kapısını kapatıyor.

Ülfet, insanı Rabbinden uzaklaştırıyor.

Şimdi anladın mı arkadaşım, şu ülfet belasını!

Şimdi anladın mı şu cehalet karanlığını!

Şimdi anladın mı şu gaflet dumanını!

Gabavet sisini!

Söyle anladın mı?

Hayret nedir bildin mi şimdi!

Derinlik nedir gördün mü şimdi!

Anladın mı? haydi söyle..!”

Durdu arkadaşım..

Soğuk bir duş gibi gelmişti söylediklerim… Ellerini birbirine kenetledi.. Çenesine götürdü.. Bir muhasebenin içinde bir müddet yürüdü arkadaşım… Derin bir sessizlik…

Kalbinin içinden akıp gelen bir nida ile:

-“Meğer hayret edilecek sen değilmişsin. Benmişim, ben… Ben.. Ben..!

Evet.. Oksijen olmadan kibrit çakmaz elbet.

Evet, ne kadar kör olmuşum ben.

Evet, oksijeni halk eden kim?

Atmosferi bizim emrimize tahsis eden kim?

Doğal gaz olmadan ocak yanmaz elbet..!

Doğal gazı yer altına istif eden kim?

Küre-i Arzı yaratan kim?

Bizi yaşatan kim?

Bu nimetleri bize ikram eden kim?” dedi, arkasını getiremedi. Sözleri boğazında düğümlendi kaldı.. Söz bitmiş, ama daha iç dünyasındaki titreşimler bitmemişti. O titreşimler, gözyaşlarına dönüşmüştü…

Onun rikkatli hali beni de etkilemişti. Dedim:

-“Ahmedim! Sileceklerin arabanın camını temizlediği gibi, gözyaşları da insanı yıkar, temizler, kalpleri teskin eder.

Bir zaman bir Hak dostunun şu ifadelerini okuyunca, benim de içimde bir tufan kopmuştu. Neydi biliyor musun onun sözleri, şöyle başlıyordu o hikmetli sözler:

 

Sefinem gark oldu, dert deryasına.

Sahra-yı sinemi, sel aldı gitti.

Hasretkeş olmuştur dil leylasına.

Bülbül-tek zarımı gül aldı gitti.

 

Kuy-ı cananıma varayım derdim,

Bir zaman zevk-i safa süreyim derdim.

Didar-ı dildarı göreyim derdim.

Nevbetim elimden, el aldı gitti.

 

Sahra-yı sineme dağlar çekilmiş

Dal olmuş kametim, kaddim bükülmüş.

Yar yolunda nice, ömrüm sökülmüş.

Gönlümün zülfünden tel aldı gitti.

 

Yarelerim sıra sıra sinemde.

Kan ağlar gözlerim daima nemde.

Aşıklar demişler devr-i kadimde.

Aklımı ruhları al, aldı gitti.

 

Bu dert derünumu her dem yareler.

Rakip gaddar ciğerlerim pareler.

Ne felektir benim bahtım kareler.

Bağı bostanımı dil aldı gitti.

 

Lutfuyâ ağlama Hûda Kerimdir.

Dertlinin derdine Allah Âlimdir.

Sende dert var ise Mevla Hâkimdir.

Sabr-ı bi-payanım yel aldı gitti.”

 

Evet, arkadaşım! Gaflet bizi parçalamadan, bu ince hakikatleri düşünmek zorundayız. Beni anlıyor musun?!” İçini çeke çeke sürdürdü konuşmasını:

-“Anladım.. Anladım.. Hem seni, hem de verilen mesajı çok güzel anladım.

Demek, kâinat olmadan bir kibrit bile çakılmıyormuş.!

Demek, kâinat yaratılmadan bir ocak bile yakılmıyormuş.!

Rabbime şükredeceğim ve bundan böyle derin düşüneceğim.

Ve artık, “arka planı” hiç ama hiç unutmayacağım.. (Kimdir Şu Tabiat Ana-Prof. Dr. Şener Dilek-Feyza Yayınlar)

Videolar:

*(Bizi Seven Var 69. Video “Planlı Yaratılış-Feyyaz Tv 4 Dk” 10.Sınıf 15.Ders)

*(Bizi Seven Var 69. Video “Evrendeki Mükemmel Düzen-Kur’an Mucizeleri-FeyyazTv 6 Dk” 10.Sınıf 15.Ders)