Featured Video Play Icon

Bizi Seven Var 96. “Devekuşu’nun Gariplikleri-Süt Fabrikaları” 9.Sınıf 22.Ders

DEVEKUŞU’NUN GARİPLİKLERİ

National Geographic World’dan

Hayvanlar dünyasının hız rekortmenleri arasında yer alan devekuşu pek çoğumuz için meçhuldür. Dilerseniz yakından tanımaya çalışalım.

Bir devekuşu, düşman olarak kabul ettiği canlının vücuduna 6 cm2’ye 227 kg’lık bir kuvvetle vurur. İki parmaklı ayağı, vurulan yere derin bir yara açar.

Sadece ve sadece bir tek yumurta ile 12 kişilik omlet yapılabilir, diğer bir ifadeyle, her devekuşu yumurtası, 24 tavuk yumurtasına bedeldir. Üstelik bu yumurtalar, tavuk yumurtası kadar lezzetlidir.

Devekuşu yumurtasının kabuğu, âdeta bir çin porseleni gibi serttir ve üzerinde 91 kg’lık insanı taşıyabilir.

Bir devekuşunun gözü, hiçbir kuşta görülmeyecek kadar büyüktür ve 5 cm. civarındadır. Son derece keskin olan bu gözler, devekuşunun itibarını, diğer hayvanlar arasında oldukça arttırır.

Dinlenmek veya saklanmak için devekuşu sık sık yere uzanır. Böylece düşmanları tarafından görülmesi güçleşir. Bu durumdaki bir devekuşunun kafasını göremeyenler, onun başını kuma soktuğunu zannederler.

SÜT FABRİKALARI

Her bir koyun, Cenâb-ı Hakk’ın bir fabrikası­dır. Bu fabrika ottan süt yapmaktadır. Mezkûr fabrika, hammaddesi olan otu kendisi toplamakta ve bu otlar fabrikanın ağız denilen giriş kısmından geçtikten sonra bir taraftan süt yapılmakta, diğer taraftan da fabrikadaki umum âlet ve cihazlar bu otla yenilenmektedir. Bu ilahi fabrikanın bir vazifesi de ot­tan yün yapmaktır. Bütün bu harika keyfiyetler yanında, bunların hepsini gölgede bırakacak en mühim husus; koyunun kuzu vermesi, yani bir kuzu fabrikası olmasıdır.

Şeker fabrikasının bir ustası olduğu hakikatini bir ço­cuğa dahi inkâr ettirmek mümkün değilken, böyle harika bir fabrikanın sâniini inkâr edecek kadar gafilleşen kimse­lere ne isim verilecektir?

Burada bir hususa ayrıca işaret edelim: Bugün memleketimizin birçok yerlerinde süt tozu fabrikaları vardır. Bu fabrikaların vazifesi sütü kurutmaktır. Bu iş için özel ihtisas görmüş mühendislerden işçilere kadar, büyük bir kadro, faaliyet göstermektedir. Ayrıca, ziraat fakültelerimizde de sütçülük kürsüleri bulunmaktadır. Birçok profesörlere, doçentlere ve asistanlara sahip olan kürsülerin kuruluş gayesi sütün anlaşılmasıdır.

Sütün İlâhî bir sanat eseri, koyunun ise Cenâb-ı Hakk’ın insanların hizmetine verdiği Rahmânî bir fabrika olduğu kabul edildiği takdirde, süt tozu fabrikasında çalışan mühendislerden sütçülük profesörlerine kadar bütün bu zatlar birer mütefekkir olarak bu İlâhî san’atı incelemekle meşgul olur ve bir kıymet kazanırlar. Yok, eğer sütün yapılması koyuna verilirse, bu yüksek tahsilli zatlar, koyunun yaptığını anlamaya çalışan cahil ve âciz kimselerin derecesine düşerler.

Yukarıda verdiğimiz misal, denizden bir damladır. Bütün fenler bu gerçekle ölçüldüğünde, mütefennin kimselerin tevhid yolunda mütefekkirlik makamı kazandıkları; tabiat yolunda ise kendilerinin çok aşağısında bulunan mahlûkların yaptığını anlamaya çalışan cahiller durumuna düştükleri görülür.

TERMİT YUVALARI

Hiç kimse bir termit kolonisinin toprak üzerine inşa ettiği yuvasını görünce şaşırmadan geçemez. Çünkü bir termit yuvası, boyu yaklaşık 5-6 metreye kadar varabilen bir mimari harikasıdır.

Bir termitin boyu ile inşa ettiği yuvanın boyunu birbiriyle kıyasladığınızda kendisinin yaklaşık 300 katı büyüklüğünde bir mimari projeyi başarıyla gerçekleştirdiğini görürsünüz. Fakat olayın daha da şaşırtıcı bir yönü vardır ki, o da termitlerin kör olmalarıdır.

Kör termitlerin oluşturduğu bu devasa boyutlardaki yuvaları daha önce hiç görmemiş biri, bunların muhtemelen kum yığınlarının üst üste yığılması ile oluştuğunu düşünür. Ne var ki bir termit yuvası insan aklının almakta zorlanacağı kadar mükemmel bir tasarım olarak karşımıza çıkar. Öyle ki, termit yuvasının içinde içiçe geçmiş tüneller, geçitler, havalandırma sistemleri, özel mantar üretme bahçeleri ve güvenlik çıkışları vardır.

Görmeyen binlerce insanı bir araya getirseniz, her türlü teknik aleti de ellerine verseniz asla, bir termit kolonisinin yaptığı gibi yuvaya benzer bir yapıyı inşa etmelerini sağlayamazsınız. O halde düşünün;

– 1-2 cm boyundaki bir termit, bu kadar ince bir dizayn yapabilecek mimarlık ve mühendislik bilgilerini nasıl öğrenmiş olabilir?

– Göremeyen binlerce termit, bu sanat harikası yapıyı oluşturabilmek için uyum içinde çalışmayı nasıl başarmışlardır?

– İnşasına başlanan bir termit yuvasını başlangıç aşamasında ortadan ikiye ayırırsanız ve daha sonra birleştirirseniz, tüm geçitlerin, kanalların ve yolların birbirini tuttuğunu görürsünüz. Bu mucizevi olay nasıl açıklanabilir?

Buradan çıkan sonuç şudur; Allah, yarattığı canlıları benzersiz ve örneksiz yaratmıştır ve tek bir termit yuvası dahi insanın Allah’ı kavraması ve herşeyi yaratanın Allah olduğuna inanması için yeterlidir.

Videolar:

*(Bizi Seven Var 96. Video “Dünya’nın en büyük kuşu “Deve Kuşu”-Trt 4 Dk” 9.Sınıf 22.Ders)

*(Bizi Seven Var 96. Video “Devenin Yaratılışındaki Mükemmellik-Feyyaz Tv 3 Dk” 9.Sınıf 22.Ders)

*(Bizi Seven Var 96. Video “Amerikan Karıncalarının Beslenmesindeki Mükemmellik-Feyyaz Tv 2 Dk” 9.Sınıf 22.Ders)

*(Bizi Seven Var 96. Video “Altın Yağmur Kuşunun Akıl Almaz Göçü-Feyyaz Tv 6 Dk” 9.Sınıf 22.Ders)

*(Bizi Seven Var 96. Video “Muhteşem avcı! Sümsük Kuşu-Feyyaz Tv 7 Dk” 9.Sınıf 22.Ders)