HAYVANLARDAKİ ŞUURLU İŞLEYİŞ
HAYVANLAR ÂLEMİNDEN
Arılar kendilerine lazım olan çiçekleri bulup, onun özünü alıyor ve bal yapıyor. Onlara nasıl bal yapacaklarını kim öğretti?
Yeni doğan bir yavru karnını nasıl doyuracağını nereden biliyor?
Yılan balıkları insanı hayrete düşürecek bir şekilde dünyanın farklı yerlerindeki göl ve nehirlerden, Bermuda yakınlarındaki derin sular içine yavrularını bırakır ve orada ölürler. Daha sonra yavrular buradan yola çıkarak, kendi ana babalarının geldiği aynı nehre veya göle ulaşırlar. O kadar ki, hiç birisi yerini karıştırmaz. Avrupa’da Amerikalı bir yılan balığına, Amerika da ise Avrupalı bir yılan balığına kesinlikle rastlanmaz. Onlar bu uzun yolları nasıl bulabiliyorlar?
Bütün bunları sevk eden birisi yok mu?
BİR SİNEĞİN KANADI
Bir sineğin vücudunda 12 bin devirli motor halinde çalışan o incecik şeffaf kanatların gördüğü işi otomobiller de kendi boylarına uygun şekilde görebilselerdi, İstanbul-Ankara arası karayoluyla 6 dakikaya inerdi!
Sinek, saniyede 200 defa kanat çırpar, acelesi yoksa saatte 7,5 kilometre hızla uçar. Bu, kendi boyuna nispet edildiğinde, bir otomobil için saatte 5 bin kilometre hız demektir. Uçmak için sıçramaya bile ihtiyaç duymaz. Kanatlar harekete geçer geçmez havada ve istediği yöne doğru harekettedir. Kanatların arkasına yerleştirilmiş iki tane “halter,” modern uçaklardaki en gelişmiş jiroskoplardan mükemmel şekilde hesap ve ayarlamalar yaparak sineğin dengesini sağlar. Bir de bakarsınız ki, gözünüzün önünde bu küçük uçaklar konduğu gibi kalkıyor, kalktığı gibi konuyor, pike yapıyor, yön değiştiriyor, dalışlar yapıyor, gözle takip edilemeyecek manevraları sessiz sadâsız gerçekleştirerek filolar halinde odanızı hava gösterileriyle şenlendiriyor.
Tavanda baş aşağı durmak, kaygan camın üzerinde dikine yürümek de, insan medeniyetinin harikalarıyla alay edercesine bir sineğin her gün binlerce defa tekrarladığı işlerdendir. (Varlıklardan Allah’a-Ümit Şimşek-Nesil Yayınları)
SU KAPLUMBAĞALARI
Okyanuslarda yaşayan su kaplumbağaları üreme vakitleri geldiğinde, sahile akın ederler. Ancak bu, herhangi bir sahil değildir. Doğum yapmak üzere geldikleri sahilin, kendi doğdukları sahil olması gerekmektedir. Bunun için zaman zaman, 800 kilometrelik bir yol katetmek zorunda kalırlar. Ama bu uzun ve zorlu yolculuk durumu değiştirmez, her ne olursa olsun doğum yapmak için kendi doğdukları sahile ulaşırlar. Doğar doğmaz, o mekândan uzaklaşmış bir canlının 20-25 yıl sonra aynı yeri tekrar bulabilmesi hiç kuşkusuz, izahı oldukça güç bir durumdur. Üstelik her yerin birbirine benzediği okyanus dibinde, yine birbirine benzeyen sahiller arasından, doğdukları yerin yönünü bulabilmeleri olağan dışıdır.
Sonuçta binlerce pusulasız yolcu, aynı vakitte aynı sahilde toplanırlar. Önceleri nedeninin tam olarak anlaşılmadığı bu ısrarlı buluşmanın ardında yatan sebepler insanları şaşırtmıştır.
Kaplumbağalar, yavrularının deniz şartları içinde hayatta kalmalarının zor olacağını bildiklerinden yumurtalarını, sahilde kumların altına gömerler.
Peki neden hepsi aynı vakitte, aynı sahile toplanırlar? Acaba aynı işlemi, ayrı ayrı zamanlarda, ayrı ayrı sahillerde yapsalar, yavrular hayatta kalmayı başaramazlar mıydı?
Bu konuyu araştıranlar son derece ilginç bir durumla karşılaşmışlardır. Kumların altındaki binlerce yavru, başlarındaki sert yumru sayesinde yumurtayı kırdıktan sonra, zorlu birkaç engeli daha aşmak zorundadırlar. Ortalama 31 gr.’lık yavrular, üzerlerindeki toprak tabakasını tek başlarına kazamazlar, bunun için yumurtadan çıkan yavrular birbirlerine yardımcı olurlar. Sahildeki binlerce yavru aynı anda toprağı kazmaya başladıklarında birkaç gün içinde kumun yüzeyine çıkmayı başarırlar. Ancak yüzeye çıkmadan önce bir müddet durup, hep birlikte gece olmasını beklerler. Çünkü gündüz, yırtıcı kuşlara yem olma ihtimalleri vardır. Ayrıca gündüz gün ışığından ısınan kumlarda sürünerek ilerlemek onlar için oldukça güç olacaktır. Gece olduğu vakit kazma işlemini tamamlayarak yüzeye çıkarlar. Karanlık olmasına rağmen denizin yönünü bulup, hızla oraya doğru yönelirler ve 20-25 yıl sonra tekrar dönmek üzere sahili terk ederler.
Yeni dünyaya gelmiş bu yavruların, yumurtadan çıktıklarında toprağı kazarak yukarı doğru ilerlemeleri ve belli bir müddet durmaları gerektiğini bilmeleri mümkün değildir. Henüz toprağın altındayken, gece mi, gündüz mü olduğunu, yırtıcı kuşların varlığını ve bunlara yem olabileceklerini, güneşten dolayı toprağın sıcak olduğunu ve bunun kendilerine zarar verebileceğini, hızla denize yönelmek zorunda olduklarını bilmeleri de elbette mümkün değildir.
Peki acaba bu bilinçli tavır nasıl ortaya çıkar?
Kuşkusuz tek cevap, bu yavruların bu tavrı göstermek üzere, “programlandıkları” dır. Yani onları var eden Yaratıcı, hayatlarını korumalarını sağlayacak bir içgüdüyü onlara ilham etmiştir.
Videolar:
*(Bizi Seven Var 91. Video “Bal Arılarının Muhteşem İcraatı-Feyyaz Tv 4 Dk” 7.Sınıf 18.Ders)
*(Bizi Seven Var 91. Video “Deniz Yılanlarının Akıl Almaz Göçü-Feyyaz Tv 3 Dk” 7.Sınıf 18.Ders)
*(Bizi Seven Var 91. Video “Petekler Neden Altıgendir-Feyyaz Tv 3 Dk” 7.Sınıf 18.Ders)
*(Bizi Seven Var 91. Video “Hiçbir Sinek Birbirinin Aynısı Değildir-Feyyaz Tv 1 Dk” 7.Sınıf 18.Ders)
