Featured Video Play Icon

Bizi Seven Var 37. “Allah Her An Bizimledir. Her Şeyi Görür Ve Bilir-Bakmak Yetmez, Görmek Gerek” 5.Sınıf 2.Ders

ALLAH HER AN BİZİMLEDİR. HER ŞEYİ GÖRÜR VE BİLİR

Allah’ın bize yakınlığını ve her yerde olmasını güneş misaliyle açıklayabiliriz. Güneş bizden çok uzak olmasına rağmen, ısısıyla, ışığıyla bize yakındır. Biz güneşi her an derinden hissediyoruz. Onun ısı ve ışığına temas ediyoruz. Bu yönüyle yakınız. Ama güneşin cismi bize çok uzaktır. Güneşin sıcaklığı ve ışıkları yeryüzünde her cisme ulaşır, her varlık ondan faydalanır. Ama güneşin kendisi dünyamıza uzaktır.

AKILSIZIN GÖREMEDİĞİ

“Görmediğim bir şeye inanmayı aklım ve mantığım almıyor” diyen bir adama, Einstein şu cevabı vermiş:

-Siz önce akıl ve mantığınızı şu masaya koyun, ondan sonra konuşalım.

BAKMAK YETMEZ, GÖRMEK GEREK

Akıl gözüyle bakanlar, perdenin gerisindeki asıl Sahib’i görürler. Perdenin önünde kafa gözümüze gözükenler, vesileler, sebepler ve vasıtalardır.

Kaldır perdeyi aradan.

Görünsün Yaradan.

Hz. Mevlana, bu gerçeği çok hoş anlatır:

Cömert bir adama sordular:

-Yoksullara dağıttığın şeylerden dolayı, gönlüne kibir ve fakirler üzerine minnet yüklemek hisleri geliyor mu?

Cömert adam şu harika cevabı verdi:

-Veren aşçıdır ama yemek hep kepçeden geçiyor. Kepçe, rızkı veren benim gibi bir hisse kapılabilir mi?

***

“Ben görmediğime inanmam” diyen kişi, gözünün her şeyi göreceğine inanmış kişidir. Oysaki bu ne kadar yanlıştır. Kafamızda ki gözlerimizin göremediği şeyler, gördüklerinden daha çoktur.

Dr. Haluk Nurbaki, bu gerçeği şöyle ifade ediyor:

“Acıkmamız, yemeğin varlığına delildir.

Susamamız ise, içilecek şeylerin bulunduğunu ve susuzluğumuzu giderecek nimetlerin varlığını gösterir…

Mutlaka her insanda bulunan inanmak isteği de, inanılacak ve ibadet edilecek bir kudretin, yani Rabbimiz’in varlığını ispatlar.”

GÖRÜLMEYEN ŞEYE İNANILMAZ MI?

Artık günümüzde, “Ben gör­mediğime inanmam” lâfı geçersizdir.

Ayrıca bilime de aykırıdır. Çünkü dünya­da bulunan ve varlığı ispatlanan birçok şeyi göremediğimiz artık bilinmektedir. Meselâ hava… Hayatımızı sürdürmemiz için muhtaç olduğumuz hava her yerde vardır. Fakat onu göremiyoruz. Havasız yaşanmıyor. Ama onu görmek de mümkün olmuyor.

Şimdi herkesin yanında hava var mıdır?

Tabiî onunla kuşatılmışız.

Peki, havayı görmediğimiz halde onun varlığını nasıl an­lıyoruz?

Ciğerlerimize çekerek. Ya da elimizi salladığımız zaman yüzümüze çarpan serinliğiyle.

Demek ki “vardır” demek için illâ gözümüzle görmemiz şart değil. Başka bir duyu organımızla da anlayabiliriz. Tıpkı Al­lah’ı da görmediğimiz, ama varlığını yarattıklarına bakarak an­ladığımız gibi… (Öğretmenin Not Defteri-Karanfil Yayınları-Vehbi Vakkasoğlu)

***

Bir inançsız adam bir köye gitmiş. Maksadı köylüleri de kendisi gibi inançsız yapmakmış. Üstü başı düz­günce olan bir yabancının köylerine geldiğini görenler onun etrafında toplanmışlar. Hoşbeşten sonra adam bir fırsatını bulup sözü inanca getirmiş. Köylülere uzaktaki dağı göstererek sormuş:

– Bu uzaktaki dağı görüyor musunuz?

– Evet görüyoruz.

– Tabiî görürsünüz, çünkü o dağ vardır.

– Ya şu ileriki ırmağı da görüyor musunuz?

– Elbette görüyoruz.

– Ya şu çam ağaçlarını da görüyor musunuz?

Köylüler sözün nereye gideceğini merak ederek, ona da cevap vermişler:

– Elbette görüyoruz.

Adam yine sinsi sinsi konuşmuş:

– Görürsünüz ya, çünkü onlar da vardır.

– Peki, demiş, Allah’ı görüyor musunuz?

– Hayır, demişler, Allah’ı görmüyoruz.

İnançsız adam: “Şimdi oldu” der gibi başını sallamış ve:

– Elbette göremezsiniz, demiş. Çünkü Allah yoktur!…

Köylüler büsbütün şaşkınlaşarak:

– Tövbe, tövbe, demişler. Yahu Allah yok denir mi? Birbir­lerine bakınarak ne diyeceklerini düşünürken, köyün imamı şöyle birkaç adım öne çıkmış ve demiş ki:

– Efendiler, şimdi de beni dinleyin bakalım. Ben de size bazı sorular soracağım. Siz köyümüze gelen bu yabancıyı görü­yor musunuz?

– Evet, görüyoruz.

– Tabiî görürsünüz, çünkü bu adam vardır.

– Peki, bu adamın şapkasını da görüyor musunuz?

– Elbette görüyoruz, işte tepesinde duruyor.

– Tabiî görürsünüz, çünkü şapkası da var.

– Peki, bu adamın aklını görüyor musunuz?

– Hayır, görmüyoruz…

– Tabiî görmezsiniz, çünkü bu adamın aklı yoktur!

Bunun üzerine köylüler adamı bağıra çağıra köyden kov­muşlar ve:

– Allah hocadan razı olsun, az daha bu imansız adam bi­zim kafamızı karıştıracaktı, demişler…

Aklımızı ve ruhumuzu da göremiyoruz, ama kimse akılsız ve ruhsuz olduğunu iddia etmiyor.

Demek ki görmüyoruz diye Allah’ı inkâr eden adamın, aslında görmediği aklını da, ruhunu da inkâr etmesi gerekir… Eh böyle akılsız insanlar da dinlenmemeli kesinlikle… (Öğretmenin Not Defteri-Karanfil Yayınları-Vehbi Vakkasoğlu)

***

Elektrik de gözümüzle görünmez. Ama onun varlığına inanmayan, şöy­le kablolara bir dokunuversin…

Elektrik de göremediğimiz bir şeydir. Ama ampulde ışık olarak, ütüde ısı olarak, troleybüsde enerji olarak görebiliyoruz, duyabiliyoruz. Ama kendisi nedir, bunu görmemiz mümkün değildir. Ama çarpınca anlıyoruz gücünü.

Eski şairlerimizden biri, bu konuda çok güzel bir beyit söylemiş… Mânâsı şöyle:

“Doğrudan doğruya görme organı olduğu halde, göz bile kendi kendisini göremez…”

Aslında Allah’ı da görüyoruz. Ama O’nu gören gözümüz, akıl gözümüzdür. Nasıl, bir elmanın tadını dilimizle, bir gülün kokusunu burnumuzla, bir kuşun cıvıltısını, bir şarkının nağmelerini kulağımızla duyarsak; Allah’ın varlığını da Akıl Gözümüz’le anlayabiliriz… Diğer duyu organlanmız ancak bilgi ve belgeler vererek aklımıza yardımcı oluyorlar.” (Öğretmenin Not Defteri-Karanfil Yayınları-Vehbi Vakkasoğlu)

Videolar:

*(Bizi Seven Var 37. Video “Görmemek Olmamaya Delil Değildir-Feyyaz Tv 7 Dk” 5.Sınıf 2.Ders)

*(Bizi Seven Var 37. Video “Görmediğime inanmam diyenlere!-Algan 2 Dk” 5.Sınıf 2.Ders)