TEVHİD
Bir âlime soruyorlar: “Diyorsunuz ki;
“Allah tektir. Bir tek Allah nasıl bu kadar şeye yetişiyor?”
Âlim soruyu sorana rica ediyor: “Şu anahtarı çevir.” Anahtarı çevirince, kocaman salondaki bütün lambalar sönüyor. “Şimdi söyler misin? Senin parmağın hepsine nasıl yetişiyor?”
Mesela televizyonu ele alalım. Haber spikeri stüdyoda olduğu halde televizyon vasıtasıyla televizyon olan her evde sesi ve görüntüsüyle hazır bulunmaktadır.
Bir diğer misal: Bir cisim, çevresinde bulunan birçok ayna içerisinde aynı anda görünebilir. Ayna adedi arttıkça, aynadaki görüntüler de artacaktır. Cisim bir iken binler hükmüne geçebilecektir. Mesela gökyüzünde asılı olan kandilimiz, ısı ve ışık kaynağımız olan güneş bir olduğu halde yeryüzünde bulunan milyarlarca, parlak ve şeffaf eşyada, hatta su damlacıklarında ışığı ve ısısıyla, yedi rengiye bulunabiliyor. Güneş bir tek ve milyonlarca kilometre uzakta iken, ısı ve ışığıyla bize çok yakın olabilmekte ve yansıdığı şeylerde milyarlarca hükmüne geçebilmektedir. Madem güneş gibi aciz ve hizmetçi olan bir varlık ısı, ışık ve yansımasıyla pek çok yerde bulunabiliyor ve az bir iradeyle pek çok işleri yapabiliyor. Acaba madde olmaktan uzak ve yüce, kayıt altına girmeyen ve bütün ışık saçan şeyleri ışıklandıran Zat, irade, ilim, kudret, rahmet ve diğer isimleriyle, sıfatlarıyla her yerde hazır olamaz mı? Kullarını her an görüp gözetemez mi?
BİR ŞEYDEN HER ŞEYİ YAPAN
İmam-ı Şafii Hazretlerine:
-Allah’ın varlığına delilin nedir? diye sordukların da: “Dut yaprağıdır” demiş ve şöyle devam etmiştir:
-Çünkü aynı yaprakları koyun yer süt yapar, arı yer bal yapar, geyik yer misk yapar, tırtıl yer ipek yapar. Tadı, rengi, kokusu ve maddesi bir olan şeyden bu kadar farklı güzellikleri yaratmak, ancak Allah’a mahsustur.
MUCİZE
“Madem Allah var, bir mucize göstersin de inanalım” diyen birine, Prof. Şener Dilek şöyle cevap vermiş:
-Sen göster ne mucize değil ki?
ALLAH KÂİNATI NİÇİN YARATMIŞTIR?
Allah’ı tanıma konusunda insanı yanıltan ana noktalardan birisi de insanın Allah’ı kendine kıyasa kalkmasıdır. Kendisi bir işi yaparken ona bir ihtiyaç veya lüzum duyar, öyle yapar. Sonra da Allah hakkında aynı şeyleri düşünmeye başlar. Oysa Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Çünkü ihtiyaç duyma bir eksiklikten ileri gelir. Oysa Allah eksiklikten, noksandan, kusurdan, herhangi bir şeye ihtiyaç duymaktan uzaktır.
Her şeyden önce Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. İhtiyaç duymuş da kâinatı yaratmış değildir. Bir şeyi yapmış olmak illâ ihtiyaçtan kaynaklanmaz. Yardıma muhtaç bir kimse bir ihsan ve ikramı muhtaç olduğu için almaktadır. Ama ona o ihsanı yapan bir kimse ihtiyacı olduğu için o ikramı yapmamakta, büyüklüğü gereği yapmaktadır.
Güzel resimler yapan bir ressam resimlerini, maharetli bir sanatkâr, mimar, mühendis eserlerini bir sergi açıp sergilemek ister. Mâdem ki Cenab-ı Hak sonsuz güzellik, ilim, hikmet, irade, kudret ve hayat sahibidir. Sonsuz güzellik ve kemâlini önce Kendi görmek ve sonra da başkalarına göstermek istemiş ve aynalık yapması maksadıyla kâinatı yaratmıştır.
Demek oluyor ki Cenab-ı Hak zât, isim ve sıfatlarını tanıtmak; servetinin sonsuz hâzinelerini, sanatının harika güzelliklerini, hikmetinin zengin definelerini, güzelliğinin eşsiz eserlerini, kemalinin sonsuz büyüklüğünü, ilminin ince sırlarını; güç, kuvvet ve iradesinin erişilmezliğini, lütuf, ihsan ve ikramlarının tükenmezliğini sergilemek, görmek ve göstermek istemiş, onun için kâinatı yaratmıştır.
Cenab-ı Hak zâtını, isimlerini, sıfatlarını sevdiği gibi bunların tecellîsi olan kâinatı, kâinattaki yaratıkları da sever. Bu ise kâinatın yaratılmasını gerektirir. Nihayetsiz güzellik sahibi elbette bu güzelliğini takdir edecek nazarlara göstermek ister. Nihayetsiz ikram sahibi ikram etmek ister. Nihayetsiz hüner ve maharet sahibi hüner ve maharetini başkalarına da göstermek ister. O halde bunlardan anlayacak, takdir ve hayranlıklarını dile getirecek yaratıkları da yaratacaktır.
Allah kâinatı yaratmış, bin bir çeşit canlı ve cansız yaratıklarla donatmış, her yaratığa lâyık olduğu kâbiliyet ve imkânları bahşetmiş, her birinin kâinattan faydalanmalarını sağlamıştır. Var olmaları yok olmalarından daha iyi olan yaratıkların var oluşlarının faydası elbette kendilerinedir. Allah’ın ise bunda hiçbir faydası yoktur, buna ihtiyacı da yoktur. (İlimlerin Diliyle Allah-Şaban Döğen-Gençlik Yayınları)
Videolar:
*(Bizi Seven Var 35. “Kâinat Niçin Yaratılmıştır-Yolyordam 5 Dk” 9.Sınıf 8.Ders)
*(Bizi Seven Var 35. “Bu Kâinat Niçin Yaratıldı(Yaratılış Gayemiz)-Mersin AGD 3 Dk” 9.Sınıf 8.Ders)
*(Bizi Seven Var 35. “Allah Bir Anda Kâinattaki Bütün İşleri Nasıl Yapabilir-Uğur Akkafa 22 Dk” 9.Sınıf 9.Ders)
